umutgemisinin yolcuları
Yazan: By_Gizemli 31 Aralık 2009
Kategori: Aşk & Sevgi
Umutsuzluk Limanına bir umut gemisi yanıştı bugün…Yolcuları da öyle çoktu ki… Şöyle bir düşündüm ; meğer umutsuz yaşanmıyormuş… Ya ben?…Ben umudumu darağacına asmamışmıydım?…Hem de yargısız infaz kararıyla…Peki neden?…Onun suçu neydi?… Varolmak hakkı değil miydi?…
Ben de yok etmek istemedim ki…Ama varlığı içimi ısıtmıyordu. Hissedemiyordum onu… Şimdi ona ne kadar ihtiyacım var…Umudunu kaybeden insanın başka kaybedeceği bir şey kalmazmış ya hani; peki şimdi niye korkuyorum ki… Darağacında sallandırmadım mı umudumu?… Kaybedecek neyim var?…İçim acıyor biliyor musun?…Kaybetmek için önce kazanmak gerekmiyor mu?…
Umut gemisi engin denizlere açılmak için hala bekliyor…Neden yolcuların yüzü gülmüyor? Yoksa onlar da umutlarını azat mı ettiler benim gibi?… Şimdi bu hazırlık niye?…Nerede arayacaklar kaybettikleri umutlarını?…Denizlerde mi?, çöllerde mi?…Yıldızlarda, ayda, güneşte mi?… Ya ben?…Ben nerede arayacağım?…
Başbuğ’un Yeni Yıl Mesajı
Yazan: admin 31 Aralık 2009
Kategori: Genel Haberler
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, yeni yıl mesajı…
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, güçlü bir Türkiye idealine ulaşmanın gayreti içinde olduklarını belirterek, “Vatanın gayretli kimselerin omuzları üzerinde yükseleceğine inanarak çalışan nitelikli personelimizle, enerjimizi başka alanlarda tüketmeden, emin adımlarla bu hedefe doğru ilerlemeye devam ediyoruz.” dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, yeni yıl mesajında şu görüşlere yer verdi: “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değerli mensupları, uygarlık yolunda daha iyiye ve daha güzele ulaşma adına tazelenen umutlarla, yeni bir yılı karşılamanın coşkusunu yaşıyoruz.
Türk Silahlı Kuvvetleri olarak Ebedi Başkomutanımız Atatürk’ün engin düşüncelerinin rehberliğinde yürüttüğümüz tüm faaliyetlerimizle, güçlü bir Türkiye idealine ulaşmanın gayreti içindeyiz. Vatanın gayretli kimselerin omuzları üzerinde yükseleceğine inanarak çalışan nitelikli personelimizle, enerjimizi başka alanlarda tüketmeden, emin adımlarla bu hedefe doğru ilerlemeye devam ediyoruz. Güçlü sağduyusu ve daima yanımızda hissettiğimiz güveni ile yüce ulusumuzun, bu faaliyetlerde özveriyle çalışanları, minnet ve şükran duygularıyla hatırlayacağına inanıyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Atatürk ve silah arkadaşlarını, Türk milletinin birlik ve beraberliği için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anar; sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimle Türk Silahlı Kuvvetlerinin fedakâr mensuplarının, emeklilerinin ve aile bireylerinin yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım.”
Cihan
Bahçeli Yeni Yıla Sert Girdi
Yazan: admin 31 Aralık 2009
Kategori: Genel Haberler
Yargı, TSK, Emniyet ve İstihbarat birimlerinin birbirine düşürülerek etkisizleştirildiğini söyleyen Bahçeli, bunun sorumlusu olarak AKP’yi gösterdi…
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2009 yılında Türkiye’nin Adalet, Silahlı Kuvvetler, Emniyet ve İstihbarat birimlerinin birbirine düşürülerek etkisizleştirildiği korumasız ve sahipsiz bir ülke haline getirildiğini ifade ederek “Her gün yeni bir şokla sarsılan Türkiye, süratle bir kargaşa ve kaos ortamına sürüklenmektedir. Bu noktaya gelinmesinin birinci derecede sorumlusu, Türkiye’nin başına her gün yeni bir dert açan, her gün yeni bir sorun ve kriz üreten ve tezgâhladığı çirkin oyunlarla her seferinde milletimizin huzurunu bozan AKP hükümeti olmuştur” dedi.
Bahçeli, yeni yıl nedeniyle bir mesaj yayınladı. Bahçeli, 2009’un yaşanılan hazin ve dramatik olaylar nedeniyle Cumhuriyet tarihinin en sancılı ve sarsıntılı yılı olduğunu ifade ederek bu yılın kaybedilmiş ve boşa geçmiş bir zaman dilimi olarak asla unutulmayacağını kaydetti.
“Adaletin geride ve gölgede kalan geçmiş hesaplar uğruna tarumar edildiği, hukukun siyasallaşma emarelerini fazlasıyla gösterdiği çok tehlikeli süreç 2009 yılında da devam etmiş ve 2010 yılına bu marazi mirası devretmiştir” diyen Bahçeli, “AKP hükümeti içine girdiği paranoya neticesinde, ortaya çıkan bazı olayların derinlemesine ve etraflıca tetkikini yapmadan, her taşın altında demokrasi dışı müdahale arayışları varmış gibi davranarak ortalığı ayağa kaldırmaya tüm hızıyla devam etmiştir. Siyasi halüsinasyonlarla, her farklı sesi ve muhalif duruşu kendisine yönelik bir tertip olarak değerlendirmeye başlayan AKP zihniyeti, 2009 yılında ülkemizin birliğine zarar veren en büyük unsur olmuştur” görüşüne yer verdi.
Toplum hayatının etrafına bir güvensizlik ağı örüldüğünü, özel hayat ihlalleri, telefon dinlemelerinin alabildiğine arttığını ve kuşkunun hâkim bir duygu olarak toplumsal ilişkileri belirlediği bir dönemin geride kaldığını belirten Bahçeli, Soğuk Savaş şartları altında dünyada yaşanan bloklaşmanın bir başka türünün, bu defa da Türkiye’de oluşmaya yüz tuttuğunu, milleti oluşturan alt kültürel öbeklerin, kendilerini AKP hükümetinin tazyikiyle üst kültür dairesinden izole etmenin yollarını aramaya başladıklarına dikkat çekti.
-“CUMHURİYET’İN TEMEL FELSEFESİ SALDIRILARA MARUZ KALDI”-
Geride kalan bir yıl içinde Cumhuriyet’in temel felsefesinin saldırılara maruz kaldığını kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:
“Milli inançlar ve kökleşmiş kurumlar sistemli tacizler sonucunda gözden düşürülmeye çalışılmış, vatandaşlarımızın bunlarla olan bağları koparılmak istenmiştir. 86 Yıllık Cumhuriyet tarihinde hiç görülmeyen garabet bir demokrasi ve özgürlük anlayışı geride bıraktığımız yıla damgasını vurmuştur. Milleti parçalayarak, bin yılda oluşmuş kardeşlik duygularını körelterek ulaşılmaya çalışılan sözde demokratikleşme açılımı hiçbir milli vicdanın aklından ve gönlünden silinmeyecek bir rezalet olarak 2009 yılının karanlık sayfalarındaki yerini almıştır. Geçtiğimiz yılda da devlet kurumlarıyla ve toplumun bütün kesimleriyle kavgalı olan AKP hükümeti, Türkiye’nin milli ve manevi değerleri üzerinden kışkırtıcılık yaparak siyasi bunalımı doruk noktasına çıkarmıştır. İktidar tarafından üretilen imajlar, yapılan propagandalar var olan görüntüyle, gerçeklerin birbirinden ne kadar farklı olduğunu gizleyememiştir. Türkiye’nin milli ve manevi değerleri, devletin kuruluş yapısı ve ilkeleri siyasi tartışma ve çatışma konusu haline getirilmiş, hemen her alanda yaşanan kutuplaşma ve cepheleşmeler giderek derinleşmiştir. Türk milletini birleştiren ve Türkiye’nin temel harcı olan ortak değerler tahrip edilerek toplumsal gerginlik ve ayrışma dinamiği haline getirilmiş ve bu tahribatın etrafında oluşturulan gerilim alanları genişletilerek, Türkiye çok tehlikeli bir kriz döngüsünün içine hapsedilmiştir.”
-“TÜRKİYE’DE BİRLİKTE YAŞAMANIN TEMEL ŞARTLARI SAKATLANDI”-
Bahçeli, 2009 yılında Türkiye’nin milli birliğini ve güvenliğini hedef alan iç ve dış tehditlerin katlanarak sürdüğünü bildirerek “Geride kalan yıllarda, AKP hükümetinin Türk milletini inanç temelinde mevzilere ayırarak siyasi kazanç sağlama hesabı tutmayınca, bu defa da 2009 yılı içinde ‘açılım’ adı verilen süreç ile etnik temelde ayrışmanın fitili ateşlenmiştir. İktidarın teröristle kucaklaşarak ve İmralı ile rol paylaşarak başlattığı ‘PKK açılımı’ denen ‘Yıkım Projesi’ ile AKP’nin gerçek yüzü ayan beyan ortaya çıkmıştır. AKP’nin ‘Yıkım Projesi’ ile birlikte eyaletler sistemi, federalizm gibi üniter yapıyı çökertecek söylemler dile getirilmiş, bu sürecin sonunda ‘iki milletli yeni ortaklık devleti’ hayaline zemin kazandıracak sinsi düşünceler barındığı bataklıktan etrafa yayılarak nifak mikropları saçmaya başlamıştır” dedi.
Türkiye’de bugün terörün şehir uzantılarının sokaklarda ayaklanma provaları yaptığını, devlete meydan okuyan eylemlerin rahatça yapıldığını, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin azaltılması, hatta serbest kalması yönünde çabaların arttığını kaydeden Bahçeli, “Buna karşılık terörle ve bölücülükle mücadelede en etkili kurumların, adalet, Silahlı Kuvvetler, Emniyet ve İstihbarat birimlerinin birbirine düşürülerek etkisizleştirildiği korumasız ve sahipsiz bir ülke haline getirilmiştir. Bölücü terörün siyasi kimlik ve meşruiyet kazanmasının şartlarını ve zeminini geride kalan yıllarda adım adım hazırlayan Başbakan Erdoğan, İmralı’da hazırlanan ihanet projelerine ‘açılım’ adını vererek sahip çıkmış ve etnik bölücülere hain emellerini gerçekleştirme yolunda ümit ve beklenti aşılamıştır” dedi.
Bahçeli, 2009 yılının sonunda gelinen “vahim” noktada Türkiye’nin milli değerleri, milli birliği ve güvenliğine yönelik tahrik ve tehditlerin çok tehlikeli noktalara taşındığını, ‘açılım’ nedeniyle toplumsal dayanışma ve beraberlik duygusunun tam bir yıkım sürecine girdiğini, bin yıllık kardeşlik duyguları ve hukukunun çok ağır yara aldığını ifade ederek “Türkiye’nin önünde milli kimliğin kırılma noktasına kadar büküldüğü gelinen bu aşamada, birlikte yaşamanın şartları ve gerekleri teker teker sakatlanmıştır.Türk tarihini lekeleme, Türklük değerlerini aşağılama, yaşanan isyanları alkışlama, bastıranları karalama, yüzleşme adı altında ecdadımızı karartma geçtiğimiz yılda da artarak devam etmiştir” dedi.
-“HÜKÜMET YAPAY GÜNDEMLERLE SAHTE MAĞDURLAR YARATMAYA ÇALIŞTI”-
2009 yılında yapay gündem oluşturma çabalarının sürdüğünü bildiren Bahçeli, şunları kaydetti:
“Hükümet bu yöntemlerle bir yandan toplumun gözünden kaçırabildiği ölçüde altan alta toplumsal çatışma alanlarını genişletmeye çalışmış, bu gayretlerini gizleyemediğini anladığında sahte mağdurlar yaratma arayışını sürdürmüştür. Yalan, riya ve aldatmacadan ibaret olan sermayesi tükendiği anlarda ümidini gerginlik ve cepheleşmelere bağlayan hükümet, sahibi olduğu çatışma stratejisiyle kendisini masum gösterebileceği sanal senaryoları kullanmaya devam etmiştir. Bu konuda; hükümet politikalarının devlet kurumlarınca engellendiğine dair kuşkular uyandırmak, muhalefete giderek artan bir saldırgan üslupla sataşmayı tırmandırmak, inanç ve etnik ayrım üzerine hizipleri yoğunlaştırmak AKP stratejisinin esaslarını oluşturmuştur. Dönem içinde bin yıllık kardeşliğimizi sorgulatan, toplumsal dokumuza husumet tohumları atan bu iptidai anlayışla yönetilen Türkiye, çok boyutlu ihanetler ve tuzaklarla döşeli bir noktaya doğru itilmeye çalışılmıştır. Heba olmuş bu dönem boyunca, ülkeyi yönetme konusunda hiçbir hazırlığı ve vizyonu bulunmadığı anlaşılan AKP, umudunu ve meşruiyetini yurtdışı unsurlarla işbirliğinde, yerli yandaşlarının desteğinde, yabancıların dayatmalarına teslimiyette ve sanal başarı yalanlarında aramıştır. AKP’nin devletle, rejimle ve milletle kavgalı olmasının gerisinde, bu kronik hastalığın yattığı bugün çok daha net olarak anlaşılmıştır.”
-“AKP ARTIK İSTESE BİLE MİLLİ KARAR VEREMEZ”-
Bahçeli, AKP yöneticilerinin gerçek niyetlerini saklamak için gösterdikleri bütün çabalara rağmen, beyan ve fiilleriyle bu konuda suçüstü yakalandıklarını savunarak “Geride kalan yıllar içindeki yanlış, teslimiyetçi ve ilkesiz tavrının doğal sonucu olarak, siyasi geleceğini artık dış güçlerin karar ve insafına terk etmiş olan AKP’nin, istese bile milli karar verebilme ve uygulayabilme şartları tamamen ortadan kalkmıştır. 2009 yılında maalesef toplumsal yapımızı derinden etkileyen ve çok ağır maddi ve manevi yaralar açan bunalımlar giderek derinleşmiştir. Her gün yeni bir şokla sarsılan Türkiye, süratle bir kargaşa ve kaos ortamına sürüklenmektedir” görüşüne yer verdi.
Türkiye’nin bu noktaya gelmesinde birinci derecede sorumlunun AKP Hükümeti olduğunu belirten Bahçeli, “İçte ve dışta önceki altı yılın birikerek gelmiş sorunlarına ilave olarak geride kalan 2009 yılında da yarattığı tahribat ile AKP zihniyeti ve Başbakan Erdoğan, bu hüviyetiyle Türkiye’nin geleceğini tehdit eden en büyük risk faktörü haline gelmiştir” dedi.
-“MİLLET PERİŞAN OLDU”-
Bahçeli, 2009 yılında ekonomide sorunların büyüdüğünü, milleti perişan eden kriz sürecinin Türkiye’deki siyasal gerilimlerin ve kutuplaşmaların ön plana çıktığı bir takvimle örtüştüğünü kaydederek yaşanan ekonomik krize ilişkin şu görüşlere yer verdi:
“Düşen üretim, diplerde gezinen büyüme, yaygınlaşan işsizlik, yoğunlaşan yoksulluk, artan borçlar, dayanılmaz bir aşamaya gelen geçim şartları geriden kalan ayların ülkemiz açısından en öncelikli sorun alanları olmuştur. Bu zamana kadarki uygulamalarıyla, milletimizin esas sorunlarının çözümüne yönelik hiçbir plan ve programı olmadığı anlaşılan AKP hükümeti, ekonomiyi 2009 yılında krizle baş başa bırakmıştır. Çözülen değerler sisteminin, bozulan ekonomik dengenin, demokratikleşme adı altında üzeri örtülmeye çalışılmış ve milletimizin artan problemleri kalıcı olarak bir türlü giderilememiştir. Açılım denildikçe, mali sistem büyük gedikler vermiş ve bütçe açığı fırlamış, makro ekonomik parametreler alarm zilleri çalmıştır. Krizi hafife alan siyasi iktidar, krizin yarattığı sis ortamında yolunu ve yönünü kaybetmiş, bunu telafi edebilmek için ise ülkemizi önü alınmaz çekişmelerin içine itmiştir.
Kronikleşen ve yapısal sorunları da içinde barındıran ekonomik meseleler etki ve baskısını artırdıkça, AKP hükümeti kendisini başka alanlara atmış ve beka düzeyindeki problemlerin birer birer ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kapsamını genişleten siyasi çatışmalar, kaygı verici toplumsal kutuplaşmalar, her geçen gün fazlalaşan kurumlar arası gerginlikler ekonomik sistemdeki var olan riskleri daha da artırmaktadır. Bu kapsamda küresel krizin sözde ‘teğet geçerken’ yere serdiği Türkiye ekonomisi, toparlanma ve ayağa kalkma emarelerini gerçek anlamda bir türlü gösterememektedir. Ekonominin dümenini uluslararası kuruluşların raporlarındaki rakamsal gelişmelere çeviren AKP iktidarı, bu alanlarda açıklanan bazı olumlu gelişmelerle milletimizi aldatmayı ısrarla sürdürmüştür. 2009 yılında büyüme keskin bir şekilde düşmüş; sonuçta ekonomik yapıdaki sorunlar çığ gibi büyümüştür.
Açıktır ki, AKP hükümeti 2009 yılında da üretimi ve çalışanı dikkate alan, işsizliği azaltan bir büyüme stratejisi tespit ve tayin edememiş, ekonomiyi krize teslim etmiştir. Yeni bir yılın eşiğinde elbette geleceğe umutla bakmak, yarınlardan çok şey beklemek, ancak dünden de ders almak gerekmektedir.”
Bahçeli, AKP’nin yaşattığı “kabus dolu yıllardan” sonra geleceğe ümitle bakmanın bir anlamı olmadığını belirterek “Temennim; Türkiye’nin daha fazla yıpranmasına ve yıpratılmasına, değerlerinin aşındırılmasına, milletin parçalanmasına dönük girişimlere 2010 yılında dur denilmesidir” dedi.
(ANKA)
Borsa 2009 Yılı Rekoruyla Kapandı
Yazan: admin 31 Aralık 2009
Kategori: Genel Haberler
İMKB Bileşik Endeksi, düne göre yüzde 2,24 artarak 2009 yılı rekoruyla kapandı.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Bileşik Endeksi, düne göre 1.156,61 puan ve yüzde 2,24 artarak 52.825,02 puandan 2009 yılı rekoruyla kapandı.
Endeksin seans içinde ulaştığı 53.155,07 puanlık seviye de bu yılın seans içi zirvesi olarak kaydedildi.
Endeks, bundan önceki rekor kapanışını 51.786,04 puanla 29 Aralık Salı günü yapmış, seans içi rekorunu da 53.118,87 puanla bugün 1. seansta kırmıştı.
İMKB Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 136,73 puan düşerek 52.825,02 puandan kapandı.
Hisse senetlerinin ikinci seanstaki ortalama değer kaybı yüzde 0,26 oldu.
İlk seanstaki 1.293,34 puanlık artış dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 1.156,61 puan yükseldi.
Hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 2,24 değer kazandı.
aa
Müjde Ar’ın Davası Başladı
Yazan: admin 31 Aralık 2009
Kategori: Genel Haberler, Magazin
Müjde Ar’ın ”görüntülü ileti yoluyla kamu görevlisine hakaret” suçundan yargılanmasına başlandı.
Bir televizyon programında, öğrencilerin araç ve gereçlerinde Türk milli kahramanlarının figür ve resimlerinin kullanılmasını sağlayan Eskişehir Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan için ”Hangi tarlada yetişiyor bu müdürler” demesinden dolayı hakkında dava açılan Müjde Ar’ın ”görüntülü ileti yoluyla kamu görevlisine hakaret” suçundan yargılanmasına başlandı.
3. Sulh Ceza Mahkemesindeki duruşmada, müşteki Eskişehir Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan hazır bulundu. Duruşmaya sanık Müjde Ar’ın avukatı Şennur Karasakal da katıldı.
Ceylan, savunmasında, Ar’dan şikayetçi olduğunu belirterek, avukatı Hamza Çiftçi’nin soruşturma aşamasında verdiği dilekçeye katıldığını kaydetti.
Milli eğitim müdürlerinin ülkeye faydalı nesiller yetiştirmekle görevli olduğunu ifade eden Ceylan, şöyle konuştu:
”Görevim kapsamında yaklaşık 1,5 yıllık çalışmanın ürünü olan projem vardı. Projemde çocukları kötü alışkanlıklardan ve yanlış bilinçlenmelerden korumayı amaçlıyordum. Öğrenci çantalarından yabancı kökenli çizgi film kahramanlarını çıkarmayı düşündüm. Çantalarda yabancı kökenli çizgi film kahramanları yerine bizim kültürümüzden olan Keloğlan, Nasreddin Hoca gibi figürlerin olmasını istiyordum. Ağzımdan ‘Barbie bebek’ diye bir söz çıkmadı. Çalışmam Barbie bebek ile ilgili değildi.”
Ceylan’ın avukatı Çiftçi ise müvekkilinin internet arama motorlarında ‘’sübyancı” kelimesiyle birlikte anıldığını belirterek, Ar’dan şikayetçi olduklarını bildirdi.
”AÇIKLAMADA CEYLAN’A YÖNELİK SUÇLAMA YOK”
Müjde Ar’ın avukatı Karasakal ise müvekkilinin eğitim alanındaki aksaklıklardan üzüntü duyduğunu belirterek, Ar’ın ”eğitiminde aksaklıklar varken sadece çantalardaki resimler mi kaldı?” yönünde açıklama yaptığını ifade etti.
Çantaların üzerindeki resimlerin müstehcen bulunduğu yönünde açıklama yapıldığını iddia eden Karasakal, ”Müvekkilimin açıklamaları bütüncül olarak kabul edilmelidir. Açıklamada İl Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan’a yönelik suçlama yoktur. Müvekkilim topluma mal olmuştur bir kişidir. Burada basın ve ifade özgürlüğü kapsamında açıklama yapmıştır” dedi.
Duruşma, Ar’ın İstanbul’un Sarıyer ilçesi adliyesinde ifadesinin alınmasının istemesinin ardından 4 Mart 2010′a ertelendi.
Eskişehir Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan, 17 Mayısta AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin okul çantaları, araç ve gereçlerinde kullanılan yabancı hayali kahramanları içeren resim ve figürlerin yerine Nasreddin Hoca ve Keloğlan gibi Türk milli kahramanlarının figür ve resimlerinin kullanılması için çalışmalar yaptıklarını ifade etmişti.
Ceylan, öğrencilerin çantalarında Atatürk, Türk bayrağı, Yunus Emre’yi görmek istediklerini, milli kahramanları Eskişehirspor renkleriyle tasarladıklarını, öğrencilerin kullandığı her şeyin milli olması gerektiğini kaydetmişti.
Söz konusu çalışmaları çocukları yabancı kültür istilasından korumak için yaptıklarını ifade eden Ceylan, öğrencilerin araç ve gereçleri ile çantalarında Barbie yerine Keloğlan, örümcek adam yerine Yunus Emre, dalmaçyalı köpek yerine Sivrihisar’ın akbaş köpeğinin kullanılacağını söylemişti.
Ceylan, ”Neredeyse müstehcenliğe yakın resimler çocukları hayal dünyasında gezdiriyor, gerçeklerden koparıyor” ifadesini kullanmıştı.Söz konusu haber, 18 Mayısta, yazılı ve görsel basında ”Barbie yerine Keloğlan kullanılacak” başlığıyla yer almıştı…
Çağla, Alişan’a Etek Giydirecek
Yazan: admin 31 Aralık 2009
Kategori: Genel Haberler, Magazin
Alişan “giyerim” dedi ama bir şartla!
Doğum nedeniyle ara verdiği ekrana kısa bir süre önce dönüş yapan Çağla Şikel, Show TV’de birlikte program sunduğu Alişan’a etek giydirmeye kararlı. Hafta içi her sabah ekrana gelen ‘Her Şey Dahil’in sunucusu Çağla Şikel, önceki gün canlı yayınında partneri Alişan’a, “Her gün takım elbise giyiyorsun. Bir gün de değişiklik yap, öyle çık yayına” dedi.
Şikel’in bu çıkışı karşısında şaşıran Alişan, değişiklikten ne kastettiğini, önerisinin olup olmadığını sordu.
Şikel’in, “Mesela etek giy” demesiyle şaşkınlığı daha da artan Alişan, “Giyerim, ama İskoç eteği” dedi. Alişan, şöhret yolculuğuna ‘Aynalı Tahir’ dizisinde ‘Erkekliğin kitabını yazan adam’ olarak başlamıştı. Bakalım Çağla Şikel, İskoç erkeklerinin giydiği ‘kilt’ adlı eteği Alişan’a giydirip, o haliyle canlı yayına çıkartabilecek mi?
Ya da Alişan verdiği sözü tutabilecek mi?
PageRank Nedir?
Yazan: admin 31 Aralık 2009
Kategori: Görüntülü Sohbet
PageRank Nedir
Pagerank Türkçede tam karşılığı olmayan bir Google terimidir, genelde internet kullanıcıları ve site tasarımcıları tarafından “Link Popülerliği Puanı” olarak algılanır ama kullanılan terim PageRank’dır. PageRank Google’ın site sıralamasında kullandığı algoritmanın sonucu sitenize verdiği değeri gösteren bir basitleştirilmiş değerdir. Google kendisi her ne kadar güncel veriler ile çalışsa da her aramada bu verileri kullanmasın sorun yaratacağı için bu basitleştirilmiş değeri geliştirip bunu kullanmaya başlamıştır
Fast Foood’daki Tehlike
Yazan: admin 31 Aralık 2009
Kategori: Genel Haberler, Sağlık
Beslenme alışkanlıklarının değiştiği günümüzde, daha çok tercih edilen “fast food”a karşı uzmanlar uyarıyor.
Beslenme alışkanlıklarının değiştiği günümüzde, daha kolay ve daha çabuk karın doyurmak için tercih edilen “fast food” türü yiyeceklerin diyabet riskini neredeyse 2 kat artırdığı bildirildi.
İtalyan haber ajansı ANSA’da çıkan habere göre, ABD’deki Boston Üniversitesinde görev yapan Julie Palmer, her iki yılda bir beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimlerine ilişkin sorular yönelttiği ve düzenli olarak doktor kontrolünden geçirilmelerini sağladığı 44 bin 72 kadını 10 yıl boyunca gözlemledi.
Araştırma, haftada bir veya iki kez “fast food” türü yiyecekler tüketen kadınların bu 10 yıllık süre zarfında kilo aldıklarını ve diyabet hastalığına yakalanma risklerinin bu tür bir alışkanlığı olmayanlara nazaran neredeyse 2 kat arttığını ortaya koydu…
Kameralı Sesli Sohbet Siteleri
Yazan: admin 30 Aralık 2009
Kategori: Kameralı Sohbet
Sitemizde seslichat, seslisohbet, kamerali chat, sesli cet, sohbet chat, sesli sevgi, sesli dini sohbet, sesli sohbet siteleri, görüntülü sohbet, tikla sohbet, kamerali sohbet, canli sohbet, sohbet odalari, sesli kamerali sohbet, sesli görüntülü sohbet, sesli chat sohbet, sesli kamerali chat, sesli dunya chat, sesli kamerali sohbet, sesli görüntülü chat, kamerali sesli chat, sesli görüntülü sohbet, Sesli Chat , Sesli Sohbet, sesli sohbetler Yapabilirsiniz icin Sesli Sohbet’e TIKLAYINIZ
Telekom’dan Yeni Yıl Sürprizi
Yazan: admin 30 Aralık 2009
Kategori: Genel Haberler
Türk Telekom’dan yılbaşında büyük kampanya. Üstelik kampanyadan faydalanmak için herhangi bir şart ve başvuru koşulu da yok. İşte ayrıntılar…
Advetorial /Türk Telekom Yılbaşında Tam 4 Saat Bedava Konuşturuyor!
Türk Telekom yeniyıl sevincini destekliyor, yılbaşında şehir içi ve şehirlerarası aramalarda tam 4 saat konuşma hediye ediyor!
Bu yıl Türk Telekom, 31 Aralık 2009 saat 18:00’den 1 Ocak 2010 23:59’a kadar, şehiriçi ve şehirlerarası olmak üzere koşulsuz, şartsız tam 4 saat konuşma hediye ediyor.
Tüm gerçek ve tüzel Türk Telekom müşterilerini kapsayan kampanya, 31.12.2009 saat 18.00’den 01.01.2010 saat 23.59’a kadar sürecek. Aboneler, şebeke içi (şehiriçi ve şehirlerarası) yönlere toplam 4 saat (240 dakika) ücretsiz görüşme yapabilecekler. Üstelik kampanyadan faydalanmak için herhangi bir şart veya başvuru koşulu da aranmayacak. Kısacası 1 Ocak 2010 saat 23:59:59’e kadar eşi dostu aramak, bedava saatleri kullanmak gerekecek. Bu tarihe kadar kullanılmayan dakikalar geçersiz olacağından, haydi telefon başına Türkiye!



