Başbuğ’un Yeni Yıl Mesajı

31 Aralık 2009 Perşembe Yazar  
Kategori Genel Haberler

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, yeni yıl mesajı…

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, güçlü bir Türkiye idealine ulaşmanın gayreti içinde olduklarını belirterek, “Vatanın gayretli kimselerin omuzları üzerinde yükseleceğine inanarak çalışan nitelikli personelimizle, enerjimizi başka alanlarda tüketmeden, emin adımlarla bu hedefe doğru ilerlemeye devam ediyoruz.” dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, yeni yıl mesajında şu görüşlere yer verdi: “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değerli mensupları, uygarlık yolunda daha iyiye ve daha güzele ulaşma adına tazelenen umutlarla, yeni bir yılı karşılamanın coşkusunu yaşıyoruz.

Türk Silahlı Kuvvetleri olarak Ebedi Başkomutanımız Atatürk’ün engin düşüncelerinin rehberliğinde yürüttüğümüz tüm faaliyetlerimizle, güçlü bir Türkiye idealine ulaşmanın gayreti içindeyiz. Vatanın gayretli kimselerin omuzları üzerinde yükseleceğine inanarak çalışan nitelikli personelimizle, enerjimizi başka alanlarda tüketmeden, emin adımlarla bu hedefe doğru ilerlemeye devam ediyoruz. Güçlü sağduyusu ve daima yanımızda hissettiğimiz güveni ile yüce ulusumuzun, bu faaliyetlerde özveriyle çalışanları, minnet ve şükran duygularıyla hatırlayacağına inanıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Atatürk ve silah arkadaşlarını, Türk milletinin birlik ve beraberliği için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anar; sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimle Türk Silahlı Kuvvetlerinin fedakâr mensuplarının, emeklilerinin ve aile bireylerinin yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım.”

Cihan

Bahçeli Yeni Yıla Sert Girdi

31 Aralık 2009 Perşembe Yazar  
Kategori Genel Haberler

Yargı, TSK, Emniyet ve İstihbarat birimlerinin birbirine düşürülerek etkisizleştirildiğini söyleyen Bahçeli, bunun sorumlusu olarak AKP’yi gösterdi…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2009 yılında Türkiye’nin Adalet, Silahlı Kuvvetler, Emniyet ve İstihbarat birimlerinin birbirine düşürülerek etkisizleştirildiği korumasız ve sahipsiz bir ülke haline getirildiğini ifade ederek “Her gün yeni bir şokla sarsılan Türkiye, süratle bir kargaşa ve kaos ortamına sürüklenmektedir. Bu noktaya gelinmesinin birinci derecede sorumlusu, Türkiye’nin başına her gün yeni bir dert açan, her gün yeni bir sorun ve kriz üreten ve tezgâhladığı çirkin oyunlarla her seferinde milletimizin huzurunu bozan AKP hükümeti olmuştur” dedi.

Bahçeli, yeni yıl nedeniyle bir mesaj yayınladı. Bahçeli, 2009’un yaşanılan hazin ve dramatik olaylar nedeniyle Cumhuriyet tarihinin en sancılı ve sarsıntılı yılı olduğunu ifade ederek bu yılın kaybedilmiş ve boşa geçmiş bir zaman dilimi olarak asla unutulmayacağını kaydetti.

“Adaletin geride ve gölgede kalan geçmiş hesaplar uğruna tarumar edildiği, hukukun siyasallaşma emarelerini fazlasıyla gösterdiği çok tehlikeli süreç 2009 yılında da devam etmiş ve 2010 yılına bu marazi mirası devretmiştir” diyen Bahçeli, “AKP hükümeti içine girdiği paranoya neticesinde, ortaya çıkan bazı olayların derinlemesine ve etraflıca tetkikini yapmadan, her taşın altında demokrasi dışı müdahale arayışları varmış gibi davranarak ortalığı ayağa kaldırmaya tüm hızıyla devam etmiştir. Siyasi halüsinasyonlarla, her farklı sesi ve muhalif duruşu kendisine yönelik bir tertip olarak değerlendirmeye başlayan AKP zihniyeti, 2009 yılında ülkemizin birliğine zarar veren en büyük unsur olmuştur” görüşüne yer verdi.

Toplum hayatının etrafına bir güvensizlik ağı örüldüğünü, özel hayat ihlalleri, telefon dinlemelerinin alabildiğine arttığını ve kuşkunun hâkim bir duygu olarak toplumsal ilişkileri belirlediği bir dönemin geride kaldığını belirten Bahçeli, Soğuk Savaş şartları altında dünyada yaşanan bloklaşmanın bir başka türünün, bu defa da Türkiye’de oluşmaya yüz tuttuğunu, milleti oluşturan alt kültürel öbeklerin, kendilerini AKP hükümetinin tazyikiyle üst kültür dairesinden izole etmenin yollarını aramaya başladıklarına dikkat çekti.

-“CUMHURİYET’İN TEMEL FELSEFESİ SALDIRILARA MARUZ KALDI”-

Geride kalan bir yıl içinde Cumhuriyet’in temel felsefesinin saldırılara maruz kaldığını kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:

“Milli inançlar ve kökleşmiş kurumlar sistemli tacizler sonucunda gözden düşürülmeye çalışılmış, vatandaşlarımızın bunlarla olan bağları koparılmak istenmiştir. 86 Yıllık Cumhuriyet tarihinde hiç görülmeyen garabet bir demokrasi ve özgürlük anlayışı geride bıraktığımız yıla damgasını vurmuştur. Milleti parçalayarak, bin yılda oluşmuş kardeşlik duygularını körelterek ulaşılmaya çalışılan sözde demokratikleşme açılımı hiçbir milli vicdanın aklından ve gönlünden silinmeyecek bir rezalet olarak 2009 yılının karanlık sayfalarındaki yerini almıştır. Geçtiğimiz yılda da devlet kurumlarıyla ve toplumun bütün kesimleriyle kavgalı olan AKP hükümeti, Türkiye’nin milli ve manevi değerleri üzerinden kışkırtıcılık yaparak siyasi bunalımı doruk noktasına çıkarmıştır. İktidar tarafından üretilen imajlar, yapılan propagandalar var olan görüntüyle, gerçeklerin birbirinden ne kadar farklı olduğunu gizleyememiştir. Türkiye’nin milli ve manevi değerleri, devletin kuruluş yapısı ve ilkeleri siyasi tartışma ve çatışma konusu haline getirilmiş, hemen her alanda yaşanan kutuplaşma ve cepheleşmeler giderek derinleşmiştir. Türk milletini birleştiren ve Türkiye’nin temel harcı olan ortak değerler tahrip edilerek toplumsal gerginlik ve ayrışma dinamiği haline getirilmiş ve bu tahribatın etrafında oluşturulan gerilim alanları genişletilerek, Türkiye çok tehlikeli bir kriz döngüsünün içine hapsedilmiştir.”

-“TÜRKİYE’DE BİRLİKTE YAŞAMANIN TEMEL ŞARTLARI SAKATLANDI”-

Bahçeli, 2009 yılında Türkiye’nin milli birliğini ve güvenliğini hedef alan iç ve dış tehditlerin katlanarak sürdüğünü bildirerek “Geride kalan yıllarda, AKP hükümetinin Türk milletini inanç temelinde mevzilere ayırarak siyasi kazanç sağlama hesabı tutmayınca, bu defa da 2009 yılı içinde ‘açılım’ adı verilen süreç ile etnik temelde ayrışmanın fitili ateşlenmiştir. İktidarın teröristle kucaklaşarak ve İmralı ile rol paylaşarak başlattığı ‘PKK açılımı’ denen ‘Yıkım Projesi’ ile AKP’nin gerçek yüzü ayan beyan ortaya çıkmıştır. AKP’nin ‘Yıkım Projesi’ ile birlikte eyaletler sistemi, federalizm gibi üniter yapıyı çökertecek söylemler dile getirilmiş, bu sürecin sonunda ‘iki milletli yeni ortaklık devleti’ hayaline zemin kazandıracak sinsi düşünceler barındığı bataklıktan etrafa yayılarak nifak mikropları saçmaya başlamıştır” dedi.

Türkiye’de bugün terörün şehir uzantılarının sokaklarda ayaklanma provaları yaptığını, devlete meydan okuyan eylemlerin rahatça yapıldığını, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin azaltılması, hatta serbest kalması yönünde çabaların arttığını kaydeden Bahçeli, “Buna karşılık terörle ve bölücülükle mücadelede en etkili kurumların, adalet, Silahlı Kuvvetler, Emniyet ve İstihbarat birimlerinin birbirine düşürülerek etkisizleştirildiği korumasız ve sahipsiz bir ülke haline getirilmiştir. Bölücü terörün siyasi kimlik ve meşruiyet kazanmasının şartlarını ve zeminini geride kalan yıllarda adım adım hazırlayan Başbakan Erdoğan, İmralı’da hazırlanan ihanet projelerine ‘açılım’ adını vererek sahip çıkmış ve etnik bölücülere hain emellerini gerçekleştirme yolunda ümit ve beklenti aşılamıştır” dedi.

Bahçeli, 2009 yılının sonunda gelinen “vahim” noktada Türkiye’nin milli değerleri, milli birliği ve güvenliğine yönelik tahrik ve tehditlerin çok tehlikeli noktalara taşındığını, ‘açılım’ nedeniyle toplumsal dayanışma ve beraberlik duygusunun tam bir yıkım sürecine girdiğini, bin yıllık kardeşlik duyguları ve hukukunun çok ağır yara aldığını ifade ederek “Türkiye’nin önünde milli kimliğin kırılma noktasına kadar büküldüğü gelinen bu aşamada, birlikte yaşamanın şartları ve gerekleri teker teker sakatlanmıştır.Türk tarihini lekeleme, Türklük değerlerini aşağılama, yaşanan isyanları alkışlama, bastıranları karalama, yüzleşme adı altında ecdadımızı karartma geçtiğimiz yılda da artarak devam etmiştir” dedi.

-“HÜKÜMET YAPAY GÜNDEMLERLE SAHTE MAĞDURLAR YARATMAYA ÇALIŞTI”-

2009 yılında yapay gündem oluşturma çabalarının sürdüğünü bildiren Bahçeli, şunları kaydetti:
“Hükümet bu yöntemlerle bir yandan toplumun gözünden kaçırabildiği ölçüde altan alta toplumsal çatışma alanlarını genişletmeye çalışmış, bu gayretlerini gizleyemediğini anladığında sahte mağdurlar yaratma arayışını sürdürmüştür. Yalan, riya ve aldatmacadan ibaret olan sermayesi tükendiği anlarda ümidini gerginlik ve cepheleşmelere bağlayan hükümet, sahibi olduğu çatışma stratejisiyle kendisini masum gösterebileceği sanal senaryoları kullanmaya devam etmiştir. Bu konuda; hükümet politikalarının devlet kurumlarınca engellendiğine dair kuşkular uyandırmak, muhalefete giderek artan bir saldırgan üslupla sataşmayı tırmandırmak, inanç ve etnik ayrım üzerine hizipleri yoğunlaştırmak AKP stratejisinin esaslarını oluşturmuştur. Dönem içinde bin yıllık kardeşliğimizi sorgulatan, toplumsal dokumuza husumet tohumları atan bu iptidai anlayışla yönetilen Türkiye, çok boyutlu ihanetler ve tuzaklarla döşeli bir noktaya doğru itilmeye çalışılmıştır. Heba olmuş bu dönem boyunca, ülkeyi yönetme konusunda hiçbir hazırlığı ve vizyonu bulunmadığı anlaşılan AKP, umudunu ve meşruiyetini yurtdışı unsurlarla işbirliğinde, yerli yandaşlarının desteğinde, yabancıların dayatmalarına teslimiyette ve sanal başarı yalanlarında aramıştır. AKP’nin devletle, rejimle ve milletle kavgalı olmasının gerisinde, bu kronik hastalığın yattığı bugün çok daha net olarak anlaşılmıştır.”

-“AKP ARTIK İSTESE BİLE MİLLİ KARAR VEREMEZ”-

Bahçeli, AKP yöneticilerinin gerçek niyetlerini saklamak için gösterdikleri bütün çabalara rağmen, beyan ve fiilleriyle bu konuda suçüstü yakalandıklarını savunarak “Geride kalan yıllar içindeki yanlış, teslimiyetçi ve ilkesiz tavrının doğal sonucu olarak, siyasi geleceğini artık dış güçlerin karar ve insafına terk etmiş olan AKP’nin, istese bile milli karar verebilme ve uygulayabilme şartları tamamen ortadan kalkmıştır. 2009 yılında maalesef toplumsal yapımızı derinden etkileyen ve çok ağır maddi ve manevi yaralar açan bunalımlar giderek derinleşmiştir. Her gün yeni bir şokla sarsılan Türkiye, süratle bir kargaşa ve kaos ortamına sürüklenmektedir” görüşüne yer verdi.

Türkiye’nin bu noktaya gelmesinde birinci derecede sorumlunun AKP Hükümeti olduğunu belirten Bahçeli, “İçte ve dışta önceki altı yılın birikerek gelmiş sorunlarına ilave olarak geride kalan 2009 yılında da yarattığı tahribat ile AKP zihniyeti ve Başbakan Erdoğan, bu hüviyetiyle Türkiye’nin geleceğini tehdit eden en büyük risk faktörü haline gelmiştir” dedi.

-“MİLLET PERİŞAN OLDU”-

Bahçeli, 2009 yılında ekonomide sorunların büyüdüğünü, milleti perişan eden kriz sürecinin Türkiye’deki siyasal gerilimlerin ve kutuplaşmaların ön plana çıktığı bir takvimle örtüştüğünü kaydederek yaşanan ekonomik krize ilişkin şu görüşlere yer verdi:
“Düşen üretim, diplerde gezinen büyüme, yaygınlaşan işsizlik, yoğunlaşan yoksulluk, artan borçlar, dayanılmaz bir aşamaya gelen geçim şartları geriden kalan ayların ülkemiz açısından en öncelikli sorun alanları olmuştur. Bu zamana kadarki uygulamalarıyla, milletimizin esas sorunlarının çözümüne yönelik hiçbir plan ve programı olmadığı anlaşılan AKP hükümeti, ekonomiyi 2009 yılında krizle baş başa bırakmıştır. Çözülen değerler sisteminin, bozulan ekonomik dengenin, demokratikleşme adı altında üzeri örtülmeye çalışılmış ve milletimizin artan problemleri kalıcı olarak bir türlü giderilememiştir. Açılım denildikçe, mali sistem büyük gedikler vermiş ve bütçe açığı fırlamış, makro ekonomik parametreler alarm zilleri çalmıştır. Krizi hafife alan siyasi iktidar, krizin yarattığı sis ortamında yolunu ve yönünü kaybetmiş, bunu telafi edebilmek için ise ülkemizi önü alınmaz çekişmelerin içine itmiştir.

Kronikleşen ve yapısal sorunları da içinde barındıran ekonomik meseleler etki ve baskısını artırdıkça, AKP hükümeti kendisini başka alanlara atmış ve beka düzeyindeki problemlerin birer birer ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kapsamını genişleten siyasi çatışmalar, kaygı verici toplumsal kutuplaşmalar, her geçen gün fazlalaşan kurumlar arası gerginlikler ekonomik sistemdeki var olan riskleri daha da artırmaktadır. Bu kapsamda küresel krizin sözde ‘teğet geçerken’ yere serdiği Türkiye ekonomisi, toparlanma ve ayağa kalkma emarelerini gerçek anlamda bir türlü gösterememektedir. Ekonominin dümenini uluslararası kuruluşların raporlarındaki rakamsal gelişmelere çeviren AKP iktidarı, bu alanlarda açıklanan bazı olumlu gelişmelerle milletimizi aldatmayı ısrarla sürdürmüştür. 2009 yılında büyüme keskin bir şekilde düşmüş; sonuçta ekonomik yapıdaki sorunlar çığ gibi büyümüştür.

Açıktır ki, AKP hükümeti 2009 yılında da üretimi ve çalışanı dikkate alan, işsizliği azaltan bir büyüme stratejisi tespit ve tayin edememiş, ekonomiyi krize teslim etmiştir. Yeni bir yılın eşiğinde elbette geleceğe umutla bakmak, yarınlardan çok şey beklemek, ancak dünden de ders almak gerekmektedir.”

Bahçeli, AKP’nin yaşattığı “kabus dolu yıllardan” sonra geleceğe ümitle bakmanın bir anlamı olmadığını belirterek “Temennim; Türkiye’nin daha fazla yıpranmasına ve yıpratılmasına, değerlerinin aşındırılmasına, milletin parçalanmasına dönük girişimlere 2010 yılında dur denilmesidir” dedi.

(ANKA)

Borsa 2009 Yılı Rekoruyla Kapandı

31 Aralık 2009 Perşembe Yazar  
Kategori Genel Haberler

İMKB Bileşik Endeksi, düne göre yüzde 2,24 artarak 2009 yılı rekoruyla kapandı.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Bileşik Endeksi, düne göre 1.156,61 puan ve yüzde 2,24 artarak 52.825,02 puandan 2009 yılı rekoruyla kapandı.

Endeksin seans içinde ulaştığı 53.155,07 puanlık seviye de bu yılın seans içi zirvesi olarak kaydedildi.

Endeks, bundan önceki rekor kapanışını 51.786,04 puanla 29 Aralık Salı günü yapmış, seans içi rekorunu da 53.118,87 puanla bugün 1. seansta kırmıştı.

İMKB Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 136,73 puan düşerek 52.825,02 puandan kapandı.

Hisse senetlerinin ikinci seanstaki ortalama değer kaybı yüzde 0,26 oldu.
İlk seanstaki 1.293,34 puanlık artış dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 1.156,61 puan yükseldi.

Hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 2,24 değer kazandı.

aa

Müjde Ar’ın Davası Başladı

31 Aralık 2009 Perşembe Yazar  
Kategori Genel Haberler, Magazin

Müjde Ar’ın ”görüntülü ileti yoluyla kamu görevlisine hakaret” suçundan yargılanmasına başlandı.

Bir televizyon programında, öğrencilerin araç ve gereçlerinde Türk milli kahramanlarının figür ve resimlerinin kullanılmasını sağlayan Eskişehir Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan için ”Hangi tarlada yetişiyor bu müdürler” demesinden dolayı hakkında dava açılan Müjde Ar’ın ”görüntülü ileti yoluyla kamu görevlisine hakaret” suçundan yargılanmasına başlandı.

3. Sulh Ceza Mahkemesindeki duruşmada, müşteki Eskişehir Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan hazır bulundu. Duruşmaya sanık Müjde Ar’ın avukatı Şennur Karasakal da katıldı.

Ceylan, savunmasında, Ar’dan şikayetçi olduğunu belirterek, avukatı Hamza Çiftçi’nin soruşturma aşamasında verdiği dilekçeye katıldığını kaydetti.

Milli eğitim müdürlerinin ülkeye faydalı nesiller yetiştirmekle görevli olduğunu ifade eden Ceylan, şöyle konuştu:
”Görevim kapsamında yaklaşık 1,5 yıllık çalışmanın ürünü olan projem vardı. Projemde çocukları kötü alışkanlıklardan ve yanlış bilinçlenmelerden korumayı amaçlıyordum. Öğrenci çantalarından yabancı kökenli çizgi film kahramanlarını çıkarmayı düşündüm. Çantalarda yabancı kökenli çizgi film kahramanları yerine bizim kültürümüzden olan Keloğlan, Nasreddin Hoca gibi figürlerin olmasını istiyordum. Ağzımdan ‘Barbie bebek’ diye bir söz çıkmadı. Çalışmam Barbie bebek ile ilgili değildi.”
Ceylan’ın avukatı Çiftçi ise müvekkilinin internet arama motorlarında ”sübyancı” kelimesiyle birlikte anıldığını belirterek, Ar’dan şikayetçi olduklarını bildirdi.

”AÇIKLAMADA CEYLAN’A YÖNELİK SUÇLAMA YOK”

Müjde Ar’ın avukatı Karasakal ise müvekkilinin eğitim alanındaki aksaklıklardan üzüntü duyduğunu belirterek, Ar’ın ”eğitiminde aksaklıklar varken sadece çantalardaki resimler mi kaldı?” yönünde açıklama yaptığını ifade etti.

Çantaların üzerindeki resimlerin müstehcen bulunduğu yönünde açıklama yapıldığını iddia eden Karasakal, ”Müvekkilimin açıklamaları bütüncül olarak kabul edilmelidir. Açıklamada İl Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan’a yönelik suçlama yoktur. Müvekkilim topluma mal olmuştur bir kişidir. Burada basın ve ifade özgürlüğü kapsamında açıklama yapmıştır” dedi.

Duruşma, Ar’ın İstanbul’un Sarıyer ilçesi adliyesinde ifadesinin alınmasının istemesinin ardından 4 Mart 2010′a ertelendi.

Eskişehir Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan, 17 Mayısta AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin okul çantaları, araç ve gereçlerinde kullanılan yabancı hayali kahramanları içeren resim ve figürlerin yerine Nasreddin Hoca ve Keloğlan gibi Türk milli kahramanlarının figür ve resimlerinin kullanılması için çalışmalar yaptıklarını ifade etmişti.

Ceylan, öğrencilerin çantalarında Atatürk, Türk bayrağı, Yunus Emre’yi görmek istediklerini, milli kahramanları Eskişehirspor renkleriyle tasarladıklarını, öğrencilerin kullandığı her şeyin milli olması gerektiğini kaydetmişti.

Söz konusu çalışmaları çocukları yabancı kültür istilasından korumak için yaptıklarını ifade eden Ceylan, öğrencilerin araç ve gereçleri ile çantalarında Barbie yerine Keloğlan, örümcek adam yerine Yunus Emre, dalmaçyalı köpek yerine Sivrihisar’ın akbaş köpeğinin kullanılacağını söylemişti.
Ceylan, ”Neredeyse müstehcenliğe yakın resimler çocukları hayal dünyasında gezdiriyor, gerçeklerden koparıyor” ifadesini kullanmıştı.Söz konusu haber, 18 Mayısta, yazılı ve görsel basında ”Barbie yerine Keloğlan kullanılacak” başlığıyla yer almıştı…

Çağla, Alişan’a Etek Giydirecek

31 Aralık 2009 Perşembe Yazar  
Kategori Genel Haberler, Magazin

Alişan “giyerim” dedi ama bir şartla!

Doğum nedeniyle ara verdiği ekrana kısa bir süre önce dönüş yapan Çağla Şikel, Show TV’de birlikte program sunduğu Alişan’a etek giydirmeye kararlı. Hafta içi her sabah ekrana gelen ‘Her Şey Dahil’in sunucusu Çağla Şikel, önceki gün canlı yayınında partneri Alişan’a, “Her gün takım elbise giyiyorsun. Bir gün de değişiklik yap, öyle çık yayına” dedi.

Şikel’in bu çıkışı karşısında şaşıran Alişan, değişiklikten ne kastettiğini, önerisinin olup olmadığını sordu.

Şikel’in, “Mesela etek giy” demesiyle şaşkınlığı daha da artan Alişan, “Giyerim, ama İskoç eteği” dedi. Alişan, şöhret yolculuğuna ‘Aynalı Tahir’ dizisinde ‘Erkekliğin kitabını yazan adam’ olarak başlamıştı. Bakalım Çağla Şikel, İskoç erkeklerinin giydiği ‘kilt’ adlı eteği Alişan’a giydirip, o haliyle canlı yayına çıkartabilecek mi?
Ya da Alişan verdiği sözü tutabilecek mi?

PageRank Nedir?

31 Aralık 2009 Perşembe Yazar  
Kategori Görüntülü Sohbet

PageRank Nedir

Pagerank Türkçede tam karşılığı olmayan bir Google terimidir, genelde internet kullanıcıları ve site tasarımcıları tarafından “Link Popülerliği Puanı” olarak algılanır ama kullanılan terim PageRank’dır. PageRank Google’ın site sıralamasında kullandığı algoritmanın sonucu sitenize verdiği değeri gösteren bir basitleştirilmiş değerdir. Google kendisi her ne kadar güncel veriler ile çalışsa da her aramada bu verileri kullanmasın sorun yaratacağı için bu basitleştirilmiş değeri geliştirip bunu kullanmaya başlamıştır

Fast Foood’daki Tehlike

31 Aralık 2009 Perşembe Yazar  
Kategori Genel Haberler, Sağlık

Beslenme alışkanlıklarının değiştiği günümüzde, daha çok tercih edilen “fast food”a karşı uzmanlar uyarıyor.

Beslenme alışkanlıklarının değiştiği günümüzde, daha kolay ve daha çabuk karın doyurmak için tercih edilen “fast food” türü yiyeceklerin diyabet riskini neredeyse 2 kat artırdığı bildirildi.

İtalyan haber ajansı ANSA’da çıkan habere göre, ABD’deki Boston Üniversitesinde görev yapan Julie Palmer, her iki yılda bir beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimlerine ilişkin sorular yönelttiği ve düzenli olarak doktor kontrolünden geçirilmelerini sağladığı 44 bin 72 kadını 10 yıl boyunca gözlemledi.

Araştırma, haftada bir veya iki kez “fast food” türü yiyecekler tüketen kadınların bu 10 yıllık süre zarfında kilo aldıklarını ve diyabet hastalığına yakalanma risklerinin bu tür bir alışkanlığı olmayanlara nazaran neredeyse 2 kat arttığını ortaya koydu…

Telekom’dan Yeni Yıl Sürprizi

30 Aralık 2009 Çarşamba Yazar  
Kategori Genel Haberler

Türk Telekom’dan yılbaşında büyük kampanya. Üstelik kampanyadan faydalanmak için herhangi bir şart ve başvuru koşulu da yok. İşte ayrıntılar…

Advetorial /Türk Telekom Yılbaşında Tam 4 Saat Bedava Konuşturuyor!
Türk Telekom yeniyıl sevincini destekliyor, yılbaşında şehir içi ve şehirlerarası aramalarda tam 4 saat konuşma hediye ediyor!

Bu yıl Türk Telekom, 31 Aralık 2009 saat 18:00’den 1 Ocak 2010 23:59’a kadar, şehiriçi ve şehirlerarası olmak üzere koşulsuz, şartsız tam 4 saat konuşma hediye ediyor.

Tüm gerçek ve tüzel Türk Telekom müşterilerini kapsayan kampanya, 31.12.2009 saat 18.00’den 01.01.2010 saat 23.59’a kadar sürecek. Aboneler, şebeke içi (şehiriçi ve şehirlerarası) yönlere toplam 4 saat (240 dakika) ücretsiz görüşme yapabilecekler. Üstelik kampanyadan faydalanmak için herhangi bir şart veya başvuru koşulu da aranmayacak. Kısacası 1 Ocak 2010 saat 23:59:59’e kadar eşi dostu aramak, bedava saatleri kullanmak gerekecek. Bu tarihe kadar kullanılmayan dakikalar geçersiz olacağından, haydi telefon başına Türkiye!

At Ve Eşek Eti Nasıl Farkedilir?

30 Aralık 2009 Çarşamba Yazar  
Kategori Genel Haberler

Ucuz fiyata satılan at ve eşek eti; kıyma, salam, sucuk olarak denetimsiz kasap ve marketlerde halkın karşısına çıkıyor. Peki dana eti ile eşek-at eti nasıl ayırt edilebilir?

Ucuz fiyata satılan bu etler; kıyma, salam, sucuk olarak denetimsiz kasap ve marketlerde halkın karşısına çıkıyor, ciddi sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor ve siz farkında olmadan birçok hastalığa da davetiye çıkartıyor.

Peki bu riske düşmemek için ne yapmalı? Dana eti ile eşek-at etini nasıl ayırt edilmeli? ntvmsnc’den Göksun Kök’ün hazırladığı dosya bu ve bunun gibi sorulara yanıt veriyor:

- Türkiye’de ise öyle bir alışkanlık yok. Dolayısıyla tüketicilerin böyle bir ayrıma varmaları çok sınırlı.

3 bin kişi bile – ki bu çok büyük bir deney demek – şüphelenmemiş, dolayısıyla bu etleri ancak kemikli haldeyken ayırmak gerekir. Bunun haricinde bu ayırım için laboratuar metodları var. Et ne olursa olsun, yapısına göre ayırabiliyoruz.

KÜÇÜK MARKET VE KASAPLARA DİKKAT

At ve eşek eti riskinin büyük marketlerde olmaması lazım. Ancak küçük marketler ve kasaplarda söz konusu olabilir. Burada tehlikeli olan konu; etlerin kaçak ve kontrolsüz olarak devreye girmesi… Hiçbir veteriner hekim kontrolünden geçmediği için her türlü hayvansal köken hastalığı içerebilir. Bunlar gıda olarak insanlara geçer ve çeşitli hastalıklara sebep olabilirler.

Bu etler, hiçbir kontrolden geçmediği ve hijyenik koşullarda gerçekleşmediği için hayvansal kökenli tehlike (ki bunları biz fiziksel, kimyasal ve biyolojik tehlikeler diye adlandırıyoruz) içerebilir. O nedenle risk tabii ki var. İnsanlar bunu yedikleri zaman gıda kökenli hastalıklara yakalanabilirler.

Gıda zehirlenmeleri ya da gıda enfeksiyonları yaşayabilirler. Eğer hayvanlar, doğadan beslenirken bir takım kimyasal tehlikeleri de aldılar ise bunlar da insanlara geçebilir. Sonuçları kısa sürede açığa çıkabileceği gibi daha sonraki zamanlarda da belirebilir. Dolayısıyla burada “gıda güvenliği” sorunu söz konusu.

Denetimler yetersiz olduğu sürece insanların maalesef ekonomik parametreler için bu tür riskleri almaları kaçınılmaz oluyor.

GIDA GÜVENLİĞİ UZMANI VE VETERİNER HEKİM ŞART

Bu nedenle “gıda güvenliği uzmanı” ve “veteriner hekim” şart. Çünkü konu direkt olarak hayvan ve hayvansal tehlikeyle ilişkilendirildiği için bunları anlayan bir uzmanın olması gerekiyor. Zaten Avrupa Birliği’nde de “gıda hekimliği” var. Bunları denetleyen kuruluşlar yani “veteriner ofis”leri mevcut. Bu tür hayvansal kökenli, onlardan ya da ürünlerinden geçen hastalıklardan insanları korumak için veteriner hekimler görevlendirilmiş durumda.

BU TÜR OLAYLAR BİTMEZ ÇÜNKÜ…

Ancak Türkiye’de bu önemin yeterince anlaşılamadığı ve veteriner hekimlere böyle görevler verilmediği için bu gibi olaylar bitmiyor ve bitmezde…

İnsanlar, hayvanlardan daha zayıf. Düşünün; hayvanlarda ne yapıyorsa insanlarda da aynı etkiyi gösterecek. Bu tür etler yendiği zaman kısa süreli hastalıklara (zehirlenmeler ve enfeksiyonlar) neden oluyor. Eğer kuvvetli miktarda mikrop alınmışsa ya da etlerin toksini alınmamışsa ölümlere dahi yol açabiliyor.

Şöyle anlatmak gerekirse; toksin, zehir demek. Mikropların bazırları toksin çıkartır. Eğer bu toksinler yaygın bir şekilde bulunuyorsa bunları pişirerek dahi engelleyemezsiniz. Çünkü bu toksinler, ısıya dayanıklıdır ve pişmiş ette de tehlikesini sürdürebilir.

Öte yandan kimyasal tehlikeler de var. Bu tür hayvanlar, nerede nası beslendiği belli olmadığından bir sürü kimyasal tehlikeyi de taşırlar. Tarım ilaçları veya kimsayal ilaçlar içerebilirler ki bunları da insanlar direkt olarak alırlar. Bu kimyasallarda uzun süreli hastalıklara neden olur. Belirtileri hemen çıkmayabilir, 3-5 sene sonra belirebilir.

Burada gıda güvenliği sorunu var bunun denetimleri sık sık yapılmalı. Adana’da bu tür olaylara rastlanıyor.

DOMUZ ETİ DE UCUZ

Tek tırnaklılarla beraber domuz eti de var. Özellikle yaban domuzları çok ucuz olduklarından kıymalara, sucuklara, salamlara karıştırabilir. Yemeklerde ise belli bir sosla ve yağla hazırladığından lezzetinde ödün kaybı olmaz.

Domuz etini kişi diğer etlerden daha kolay ayırabilir. Evcil domuzlarda bu ayırım daha kolaydır. Eti bembeyazdır ve yağları daha belirgindir. Ancak yaban domuzu olduğu zaman iş biraz daha farklı. Kemiksiz eti, sığır etine benzer ve anlaması güçtür.

Böyle bir yanlışa düşmemek için kişi hazır kıyma veya parça et almayacak, kasabın teşhir dolabında gördüğü kemikli etten isteyecek. Çünkü gerek at gerek domuz eti olsun farketmez, etler parçalandıktan sonra ayırt etmek güçleşiyor. Bunun için ancak laboratuar analizi gerekiyor.

Lokanta ve umuma açık yerlerde de gıda güvenliği tehlikesi var. Bu nedenle denetimlerin arttırılması ve denetimi yapan kişilerin eğitimli ve bilirkişi olması şart. Bu hekimsel bir konu, hatta doktorluktan daha zor bir meslek. Çünkü bir sürü hayvan var ve bunlar hem canlıyken denetim altında tutuluyor hem de kesildikten sonra hekimlerin muayene meteryali haline dönüşüyor.

KİMLER RİSK GRUBUNDA?

Hamileler, çocuklar, yaşlılar ve bazı hastalıklara sahip olan bireylerin bağışıklık sistemi daha zayıf olduğundan risk grubu oluşturuyorlar. İçinde mikrobiyolojik ya da kimyasal etkiler taşıyan sakıncalı etler, her türlü hastalığı beraberinde getirebiliyor. Özellikle beben ve anne beslenmesi aynı paralelde geliştiği için annenin aldığı tehlikeler, bebek için de geçerli olacaktır ve mutlak suretle zararı dokunacaktır.

Bu nedenle yaşlı evleri, kreşler, okullar, hastaneler gibi toplu tüketime açık mecralarda daha çok dikkat edilmelidir. Burada görev alan satın alma müdürlerinin ve personelin bilinçli olmaları ve veteriner hekim kontrolünden geçmiş etleri tercih etmeleri gerekir.

BESİN ZEHİRLENMELERİ NEDİR?

Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, kramp gibi birçok hastalığın belirtisi olabilecek yakınmalar vardır. Eğer bu yakınmalar, son 3 gün içinde bir mikroorganizma ya da bunun zehiri bulaşmış bir besinin yenmesi sonucu ortaya çıkıyorsa, bu hastalığa besin zehirlenmesi denir.

Besin zehirlenmesi belirli bir alanda bir çok kişiyi etkileyebilir ya da salgınlar şeklinde görülür. Bazı durumlarda ise tek bir kişinin yediği besin sonucu zehirlenmesiyle meydana gelir. Dünyada oldukça sık karşılaşılan ve önemli bir sorundur. Hastalığın şiddeti zehirlenmeye neden olan mikroorganizmanın cinsine göre değişir. Eğer zehirlenme, bebeklerde ya da yaşlılarda ortaya çıkıyorsa daha ciddi seyreder ve ölümlere yol açabilir. Çünkü bu kişilerin vücutlarındaki sıvı miktarı yetişkin bir bireye göre daha azdır.

DOKTORA BAŞVURUN!

Eğer 2 günden fazla süren ishal varsa (kanlı ishal de olabilir), bir günde 4-5 kez dışkılama varsa, kişinin ateşi yüksekse, karın ağrısı varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Kusma sürekli ise ve özellikle bebeklerde ve yaşlılarda görülüyorsa sağlık kontolünden geçmek gerekir…

Tek Rakibi Milli Piyango!

30 Aralık 2009 Çarşamba Yazar  
Kategori Genel Haberler, Magazin

31 Aralık akşamı yılbaşı özel bölümüyle ekrana gelecek olan ‘Var mısın Yok musun’un büyük ödülü ile rekor kıracak

Acun Ilıcalı’nın sunduğu ‘Var mısın Yok musun’un efsane yarışmacıları Kemal Bey, Tony, Metin, Mevlüt, Gizem, Evren ve daha birçok isim Axess talihlisi yarışmacıya destek olacak. ‘Yetenek Sizsiniz Türkiye’nin birbirinden renkli isimleri de gece boyunca hünerlerini sergileyecek…

Sonraki Sayfa »

Sesli Chat Paneli webservis yuregininsesi panelciler
YuregininSesi 10 von 10 350 oy 5 kritik.
Sesli Sohbet Dizi Fragmanları