Akraba Evliliği

Akraba evliliği önyargılarla değil, objektif değerlendirilmelidir.

Akrabalar arası evliliklere endogami denilmektedir. Kan bağıyla akrabalık ilişkileri olan kişilerin evlenmesinde mahzur olduğu şeklindeki peşin hüküm, devamlı basın ve yayın organlarında işlenmektedir. Buna bağlı olarak da bu tarz evlilik yapmış olanlar kendilerini suçlu ve ezik hissedebilmekte, aile içinde çeşitli huzursuzluklar ortaya çıkmaktadır.Bu yüzden halkın bu konuda bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Akraba evliliği denildiğinde genellikle, kardeş çocuklarının evlenmesini anlamaktayız. Daha yakın evlilikleri, geçmişteki ve bugünkü toplumlar yasaklamıştır.

Niçin tercih ediliyor ?

Akraba evlilikleri bazı önemli avantajları sebebiyle tercih edilmektedir. Başlıcaları: Aileye ait mal varlığını ve toprak bütünlüğünü korumak, veraset işlerini kolay düzenlemek, aileyi oluşturan bireyler arasında sevgi ve saygı bağını kuvvetli kurmak… olarak sayılabilir.

Yine akrabalar, içinde bulundukları sosyo-ekonomik şartlardan dolayı ortak beklenti ve yakın standartlara sahiptirler. Evlilik ve aile yaşantısına ilişkin anlayış ve felsefelerinde de örtüşen yönler çoğunluktadır. Bu ve benzeri sebeplerle akraba evliliklerinde eşlerin uyuşması ve mutluluk oranları yüksek olabilir. Ancak, bu tür evliliklerde ilişkiler iç içe olduğundan, evliliğe ilişkin beklenti seviyesi gerçekçi olmayabilir.

Teyzesinin kızıyla yeni evlenen delikanlı bunun sebebini şöyle açıklıyordu: “Zamanımızda hangi kızın nasıl çıkacağı belli değil. Halbuki teyzemin kızını küçüklüğünden tanıyoruz, ailesini çok iyi biliyoruz. Huyu, yetişmesi her şeyi bize benziyor.” Maalesef buna rağmen problemlerin ortaya çıkması engellenememişti.

Bir başka akraba evliliğinde, kayınvalide “oğluna niçin yeğenini aldığı” sualine şöyle cevap vermişti:

“Günümüzde gelinler kayınvalidelerini saymıyorlar. Halbuki abimin kızı benim de kızım sayılır. Aramızda problem olmaz diye tercih ettik.”

Bu evlilik de, sandıkları gibi olmamış ve hala-yeğen de olsalar yine kaynana-gelin kavgasının önüne geçilememişti.

Genetik açıdan akraba evliliği

Kalıtımın taşıyıcısı olan genler, anne ye babadan eşit olarak çocuğa geçerler. Bir karaktere ait belirtilerin, diğerine baskın olması halinde o karaktere baskın (dominant) gen, diğerine ise çekinik (resesif) gen adı verilmektedir.

Buna örnek olarak kahverengi ve mavi göz renklerini gösterebiliriz. Kahverengi göz rengi baskın, mavi ise çekinik karakterdir. Anne-babadan birinin göz renginin mavi, diğerinin kahverengi olduğunu düşünelim.

Bebekler anne-babalarından kalıtımla; kahverengi-kahverengi, kahverengi-mavi, mavi-kahverengi ve mavi-mavi genler gibi dört ihtimal almış olurlar. îlk üç durumda bebeğin gözleri kahverengi (baskın renk olduğu için), son şıkta ise mavi (çekinik renk olduğu için) olacaktır.

İşte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste gelerek ortaya çıkma şansını fazlalaştırdığından genetik bozuklukların görülmesine yol açabilmektedir. Bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir zararlı çekinik gene sahip olması gerekir. Biraz önceki göz rengi örneğinde olduğu gibi, mavi göz renginin çekinik genleri, hem anneden hem babadan gelirse, çocuk mavi gözlü doğacaktır.

Bazı zeka gerilikleri, fenilketonüri gibi seyrek rastlanılan hastalıklar, altı parmaklı olma gibi bazı şekil bozuklukları işte böyle çekinik genlerin birleşmesi ile ortaya çıkarlar. Çocuğun bu hastalıklara tutulması için, genlerin hem annede hem babada bulunması şarttır. Sadece bir çekinik gen ile, bir diğer çekinik genin üs tüste gelmesi durumunda o karakter çocukta belirecektir. Normalde atalarımızdan her birimize düşen payın farklı olması, daha akla yatkındır. Böyle evlenmelerin çoğunda zararlı çekinik genler çiftleşmemekte, dolayısıyla da kalıtım hastalıkları pek sık görülmemektedir.

Denge, iki benzer eşin çiftleşmesiyle bozulur. Erkek ve kız kardeşlerde, genellikle genlerin yarısı birbirinin aynıdır. Gen ortaklarının oranları, akrabalık uzaklaştıkça küçülür. Torunlar, dede ve ninelerin dörtte bir genine sahiptir. Yeğenlerin genleri ise, genellikle amca ve halalarının, dayı ve teyzelerinin dörtte bir genine eşittir. Daha uzak akrabalıklarda bu oran, kardeş çocuklarında olduğu gibi sekizde bire düşmektedir.

Akraba ile evlenme, soya çekim ile geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden maruzludur. Böyle durumlarda bazı çekinik genler çakışabilecek ve böylelikle hasta çocukların doğma ihtimali artacaktır. Fakat bu rahatsızlıklar oldukça seyrektir. Ve çocuğun hasta doğma ihtimali de yüksek değildir.

YuReKTeN

Her gün bir şey umuyoruz ve bir şey bekliyoruz ancak bazen hiçbir şeyin değişmeyeceğinin farkındayız, ancak yine de beklemeye devam ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.