Bir tarih daha göçtü

KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, tedavi gördüğü Yakındoğu Üniversitesi Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu. 8 Ocak gecesi acil olarak hastaneye kaldırılan ve dün akşam diyalize bağlanan Denktaş, kızına hasta yatağında “Bağımsızlık önemlidir” dedi

KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Raif Rauf Denktaş, tedavi gördüğü Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde (YDÜ) dün gece saat 22.00 sıralarında hayatını kaybetti. 24 Mayıs’ta geçirdiği beyin kanaması nedeniyle hastaneye kaldırılan Denktaş, dün yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Denktaş’ın ölüm haberi üzerine Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Adem Huduti ve sevenleri hastaneye akın etti. Kıbrıs Türk tarihine damgasını vuran Rauf Denktaş, 27 Ocak 1924 yılında doğdu. Denktaş hayatını kaybetmemiş olsaydı, 14 gün sonra doğum gününü kutlayacaktı. Fotoğraf çekme merakıyla da bilinen Denktaş ’ın onlarca yayımlanmış kitabı bulunuyor. Denktaş ’a çok sayıda üniversiteden fahri doktora unvanı da verildi.

‘Hepimizin başı sağ olsun’

Denktaş’ın ölümü üzerine bir basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında açıklama yapan Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Bugün bir tarih daha göçtü, baba Denktaş’ı kaybettik” dedi. Kıbrıs Türk halkının ve Türklük dünyasının başısağolsun diyen Eroğlu, “Tarih Denktaş’ı yazacaktır. Hayatını hiçe sayarak vermiş olduğu mücadeleyi unutmayacağız. Ona layık olacağız, onunla gurur duyacağız” dedi. Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş da, “hepimizin başısağolsun” diye başladığı konuşmasında, “Babam Allahına kavuştu” dedi. Denktaş, “Babam daha önce kaybettiği 3 evladına, şehit mehmetçik ve mücahitlerle buluştu. Ben babamın kulağına hep şunu fısıldadım, ‘bir devlet kurdun, cemaatten halka taşıdın’ Bunu tekrarlamakta fayda görüyorum” sözlerini kullandı.

‘8 ay yaşatabildik’

Denktaş’ın ölüm haberini açıklayan YDÜ doktorlarının açıklamasında, “Kurucu Cumhurbaşkanımızı, önceden var olan kalp-akçiğer sorunu ve ileri yaşın da etkisi ile ancak sekiz ay yaşatabildik” denildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da aileyi arayarak başsağlığı dilediği ifade edildi. Denktaş’ın Cumhuriyet Meclisi’nde bir gece naaşının kalacağı bildirildi.

Rauf Denktaş, daha öncede kritik aşamadan geçmiş ve oğlu Serdar Denktaş’a, “Serdar bütün aile sana emanet” demişti. Önceki gün Denktaş yine aynı sözleri tekrarladı ve bütün aileyi Serdar Denktaş’a emanet etti.

Son vasiyeti
‘Beni oğlumun yanına gömün!’
Denktaş, perşembe gecesi yanında sabahlayan kızı Ender Denktaş’a, “Bağımsızlık önemlidir” diye seslendi. Milliyet’e konuşan Denktaş, babasının “bağımsızlıktan ve cumhuriyetten bahsettiğini” anlatarak, “Babam bir ara Hristofyas, Makarios diye bağırdı” dedi.
Denktaş’ın “söyleyin Hristofyas’a burası bağımsız Cumhuriyet, bunu iyi anlasın” dediğini aktaran Ender Denktaş, babasının son vasiyet olarak ise, “Beni oğlumun Raif’in yanına gömün. Sakın ola başka yere gömmeyin” dediğini belirtti. Raif Denktaş, 1985 yılında trafik kazasında hayatını kaybetti. Raif Denktaş, eski milletvekili, öğretim üyesi ve müzisyendi.
Denktaş’ın ölmeden önce sürekli olarak annesi Aydın hanıma şarkılar söylediğini anlatan Ender Denktaş, şunları anlattı; “Babam anneme şarkılar söylüyordu. Hatta anneme ‘buradan kalkarsam sana nameler okuyacağım’ dedi. Dün akşam (perşembe) birlikte şarkı söyledik. Sevemez kimse seni şarkısını. Bana döndü ‘sizi kaybetmekten korkuyorum’ dedi.”

‘Seni görmek isterdi’
Aydın Denktaş, eşi Rauf Denktaş’ın sağlığı ile bilgi almak amacıyla hastaneye gelen 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a, “Denktaş bey iyileşseydi, seni görmek isterdi. Senin yanına gelmek isterdi” dedi.

Salı günü defnedilecek
Denktaş’ın oğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş?“Türk milletinin başı sağ olsun” dedi. Denktaş’ın eşi Aydın hanım ve kızı Ender gözyaşlarına boğulur-ken diğer kızı Değer babasının kendisine “Bugün öleceğim” dediğini söyledi. Denktaş salı günü devlet töreniyle defnedilecek

EN SON YEMEK
Denktaş aile bireyleriyle en son yılbaşı yemeğinde bir araya geldi. Denktaş’ın Girne’deki evinde verilen yemeğe aile fertleri nin tamamı katıldı. Denktaş yemekte aileye, “kendisinden sonra olabilecekler” konusunda övütler verdi. Saatlerce torunlarını seven Denktaş, bu yemekten sonra daha düzelemedi.

88 yaşında hayatını kaybeden Rauf Denktaş’ın en büyük tutkusu fotoğraf çekmekti. Denktaş bir an olsun fotoğraf makinesini yanından ayırmazdı.

Son nefesine kadar ‘bağımsızlığı’ savundu
27 Ocak 1924 ’de Baf’da dünyaya gelen Rauf Denktaş’ın ömrü, egemenlik ve varoluş mücadelesiyle geçti. Kıbrıs tarihine damgasını vuran Denktaş, Türk dünyasının önemli liderleri arasında yerini aldı. Ömrünün son dakikalarına kadar devletin varlığını vurgulayan ve Kıbrıs Türklerine sürekli, “Devlete ve bağımsızlığa sahip çıkın, anavatan Türkiye ’ye güvenin” çağrısı yapan Denktaş, Kıbrıs Türklerinin eşit egemen hakkından, Türkiye ’nin etkin ve fiili garantisinden ve Türk askerinin adadaki varlığından taviz vermedi. Denktaş, 23 Aralık 2011 ’de, hayatının ele alındığı bir etkinliğe gönderdiği mesajda, “Mücadelenin yeni nesle anlatılması herkesin vatan borcu” demişti.
Kıbrıs Türk halkına, devletine sahip çıkması için çağrıda bulunan Rauf Denktaş, “Devletsiz kalmak her şeyiyle aciz kalmak demek, başkasına muhtaç olmak demektir. Devletsiz yaşayan insanlar olabilir ama devletsiz yaşayan millet yoktur. Kıbrıs Türk halkı, Türk milletinin ayrılmaz, kopmaz bir parçasıdır” demişti.
‘Güzelyurt’u vermeyin’
Müzakere masasında bunların bilinciyle oturulması gerektiğini, Maraş, Güzelyurt ve Karpaz yarımadası konusunda asla taviz verilmemesi gerektiğini dile getiren Denktaş, “Karpaz stratejik bakımdan çok önemli bir bölge. Asla taviz verilmeyeceğini herkesin bilmesi gerek” ifadesini kullanmıştı.
“Kimse bizi bu yurttan, vatandan mahrum edemez” diyen Denktaş, Kıbrı Türk halkının Anavatan Türkiye ’ye güvenmesini istemişti.

KİMLERLE ÇALIŞTI
Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş, bir ülke adı ile anılan son liderdi. Kıbrıs denilince ilk akla Denktaş geldi. Denktaş, bugüne kadar 5 BM Genel Sekreteri, 5 Rum lider, 6 Türkiye Cumhurbaşkanı ve 13 TC Başbakanı ile çalıştı.

BÜYÜK RASTLANTI
Denktaş’ın ölümü Kıbrıs Türklerinin ilk lideri Dr. Fazıl Küçük’ün ölüm yıldönümünden 2 gün önceye denk geldi. Fazıl Küçük, 15 Ocak 1984 yılında hayatını kaybetmişti. KKTC Bakanlar Kurulu da bugün Cumhurbaşkanı Eroğlu başkanlığında toplanarak ülkede yas ilan edecek.

ANKARA’DAN BAŞSAĞLIĞI MESAJLARI
‘Milletimiz gerçek bir kahramanı yitirmiştir’
– Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: “Kıbrıs Türklerinin halen devam eden özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle özdeşleşmiş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı, mücahit devlet adamı Rauf Denktaş’ın ebediyete intikal ettiğini derin teessürle öğrendim. Sayın Denktaş’ın kaybı sadece Kıbrıs Türklerinin değil, tüm Türk Milletinin kaybıdır. Milletimiz gerçek bir kahramanını yitirmiştir. Halkının haklı davasına adanmış bir ömrün geriye bıraktığı en büyük miras şüphesiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ’dir. Kıbrıs Türk halkının bu mirasa sahip çıkarak, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı barışın tesisine yönelik yarım asırlık mücadelesinde başarıya ulaşması, Merhum Denktaş’ın aziz hatırasını yaşatacak en önemli kazanım olacaktır. Denktaş’a Allah’tan rahmet, başta kederli ailesi olmak üzere, tüm Kıbrıslı Türk kardeşlerimize ve Türk Milletine başsağlığı ve sabır dilerim.”

Erdoğan: Derin bir teessür içerisindeyim
– Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı, Kıbrıs davasının önderi Rauf Denktaş’ın ebediyete intikalinden dolayı derin bir teessür içerisindeyim. Kıbrıs Türklerinin yetiştirdiği değerli devlet adamı Denktaş’ın vefatı, sadece KKTC’de değil, Türkiye’de de derin bir hüzne yol açmıştır. Türk milletinin gönlünde müstesna bir yere sahip olan merhum Denktaş’ın idealleri, uğruna hayatını vakfettiği KKTC topraklarında ebediyen yaşayacaktır. Denktaş’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, Kıbrıs Türklerine ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.” Bu arada Başbakan Erdoğan’ın, Rauf Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş ve KKTC Başbakanı İrsen Küçük’e başsağlığı mesajı göndererek üzüntülerini bildirdiği belirtildi.

‘Büyük bir devlet ve siyaset adamıydı’
– TBMM Başkanı Cemil Çiçek: Hepimiz açısından büyük bir kayıp. Büyük bir devlet ve siyaset adamıydı. Ömrünü Kıbrıs davasına, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, bağımsızlığı ve onuru için harcamış ve bunun bedelini hayatında çile çekerek ödemiş yiğit bir insandı. Yeri doldurulamaz bir devlet ve siyaset adamıydı. Hatırası hepimizin kalbinde her zaman yer tutacaktır.
– Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: Kıbrıs Türkü’nün onurlu mücadelesinin sembolü, kardeş ülkemizin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş hakkın rahmetine kavuştu. O görmezden gelinen, yok sayılmak istenen bir halkın varlık mücadelesini veren büyük bir liderdi. Milletimizin başı sağolsun. Mekanı cennet olsun.
– Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: Kendisi özellikle Kıbrıs Türklerinin baskı politikalarına karşı yürüttüğü onurlu mücadelede oynadığı rol ile unutulmayacak hizmetler verdi. Kıbrıs mücahitleri ve Türk Halkı onun aziz hatırasını asla unutmayacak.
– CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: KKTC’nin kuruluşunda büyük emeği olan bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin lideri ve KKTC’nin bugüne gelmesine en büyük katkıyı yapan kurucu devlet başkanı Rauf Denktaş’ı kaybetmenin büyük üzüntüsü içindeyiz. Denktaş’a rahmet, Denktaş ailesi, KKTC halkı ve Türk dünyasına başsağlığı diliyorum.

Danışmanı Mümtaz Soysal gözyaşlarını tutamadı..
Uzun bir dönem Rauf Denktaş’ın danışmanlığını yapan Mümtaz Soysal, telefonla bağlandığı NTV’de duygulanarak gözyaşlarını tutamadı. Soysal, “Üzüntüm çok büyük. Bırakın Türkiye için, KKTC için yaptıklarını büyük bir insandı, büyük bir kahramandı. Yabancılar önündeki tutumu herkese örnek olacak kadar eşsizdi. Kendisiyle gönüllü olarak çalıştım. Bana çok büyük dersler verdi. Dünyaya nasıl karşı konulur, dünyaya nasıl bazı şeyler kabul ettirilir bunu gösterdi. Kimsenin kalbini kırmadı. Nasıl Atatürk ile birlikte mücadele ediyorsak bundan sonra da Denktaş ile birlikteymişiz gibi mücadele edeceğiz” dedi.

Tarihi bir şahsiyetti
– Deniz Baykal: Tarihi bir şahsiyeti kaybettik. Bölgede tarihin akışını yönlendiren çok önemli bir insanı kaybettik. En umutsuz bir ortamdan başarılara ulaşmış bir insan. Türkiye’nin bölgedeki konumunun yeniden şekillenmesine en önemli katkıyı yapmış bir insandı. Çok büyük acılar çekti. Büyük haksızlıklara maruz kaldı ama tarihin akışı onu haklı çıkardı. Bugün gelinen nokta Denktaş’ın haklılığını ortaya koymaktadır. Davası sahipsiz değildir. Davada gelinen nokta manevi bir zaferdir.

Davasına inandı
– 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: Kıbrıs meselesinde beraber çalıştık. Kendisinin davasına ne kadar bağlı, ne kadar yürekli, ne kadar yiğit, meseleyi neticeye götürmek için ne kadar gayretli olduğunu gördüm. Türk milleti bir büyük evladını kaybetmiştir. Kendisini KKTC’yi doğuran bir mücadelenin kahramanı sayıyorum. İnandığı davadan hiç yılmadı. İnandığı istikamette yürüdü. Kahramanlar kolay yetişmiyor.

Siyasi yaşamı

1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’na seçildi. 28 Şubat 1973’e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976’da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanından sonra tekrar cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990’da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995’teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi. 17 Nisan 2005’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan’da görevi Mehmet Ali Talat’a devretti.

Mutlu evliliğin sırlarını açıkladı!

Çiftler evlenmek için daha çok yaz aylarını tercih ediyorlar.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) evlilik hazırlıkları yapan veya yeni evlenmiş çiftlere mutlu evliliğin reçetesini açıkladı. İşte toplumsal çalışmaları ve basın açıklamalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen CİSED’in basın açıklamasından çok çarpıcı başlıklar:

Mutlu evliliğin sırları

Evliliklerde mutluluğun kolay ve kestirme bir yolu olmadığına dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Mutlu evlilik; bir şans değildir; çaba, emek, sabır, özveri, uzlaşma, anlaşma ve önemsemenin bir ürünüdür. Mutlu ve iyi evliliğin sırrı bir ilaç terkibi gibi karışık olabilir, ancak mutlu evliliğin bazı evrensel sırları vardır. Biraz sevgi, saygı, güven, biraz eşlerin mutlaka vermesi gereken ödünler ve yapması gereken fedakârlıklar, biraz duygusal istikrar ve destek, biraz karşısındakinin verme ve alma ihtiyacını tanıma, biraz finansal güvenlik iyi bir evlilik ilacını oluşturan karışım olarak belirlenebilir. Sağlıklı ve mutlu bir evliliği gerçekleştirebilmek için sevgi, saygı ve güven temel koşullardır. Evlilik ilişkisi 3 önemli unsur üzerine kuruludur:

—Sevgi, şefkat, bakılma
—Beğenilme, onaylanma, hayranlık
—Arzulanma.

Bu 3 unsur birbiriyle etkileşim içindedir ve doyumlu evliliklerde uygun bir denge hali içerir ve bu unsurdan sadece biri ya da ikisi söz konusu ise, çiftlerin bir arada olmalarını sağlayan bağ olabilir ama tam olarak mutluluk ve doyum veren bir birliktelikten söz edilemez. Evlilikte mutluluğun kolay ve kestirme bir yolu yoktur ama ona doğru giden yavaş ve çetin bir yol vardır. Biz CİSED olarak kendimizce bir sır vermeye çalıştık. Bize göre mutlu evliliğin sırları şunlardır:

—Karşındakini olduğu gibi kabullen ve onu değiştirmeye çalışma.
—Yaşanan her sıkıntıda “benim payım nedir?” sorusuna odaklan ve kendinde kendince hatalı bulduğun davranışları değiştirmeye çalış. Yani suçlamak yerine sorumluluk al.
—Haklı olmak yerine mutlu olmayı seç.
—Koşulsuz sev ve kabullen. Değişim için karşılık bekleme, “ben şunu değiştirdim, sen de şunu değiştir” demeden, sabırla, inançla kendini değiştir. Çünkü insanların karşısındaki değiştirme güçleri çok azdır, ancak kendilerini değiştirme güçleri çok fazladır.
Ancak her şeye rağmen her evlilikte anlaşmazlıklar, fikir ayrılıkları ya da tartışmalar olabilir, önemli olan bunları dozunda tutup insani bir şekilde olayları ve sorunları halledebilmektir.” dedi.

Evlilik işlerden arta kalan zamanlarda idare edilebilecek bir kurum değil

Günümüzde aile içi huzursuzlukların ve boşanmaların giderek arttığına dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri ve CİSED Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Psikolog Serap Güngör; “Mutlu evliliklerin sırları herkese göre her topluma göre değişkenlik gösterebilir ancak dünyanın her yerinde tüm ilişkilere uyan bazı “iyi geçinme kuralları” vardır. Örneğin sevgi, saygı, güven, yakınlık, mahremiyet ve cinsellik eşleri bir arada tutan, evliliği yürüten çok önemli unsurlardır. Çoğu insan sevginin bir duygu olduğunu sanır, oysa sevgi duygudan ziyade bir mevcudiyet biçimidir. Bu nedenle önemli olan ideal eşi bulmak değil, daha sevgi dolu ve gerçekçi bir insan olabilmektir. Olgun sevgi, “eşlerin birbirine dikkat, kabul, takdir, şefkat sunması” ve “kendileri olmakta özgürlük tanıması” üzerinde yükselebilir. Bunlar sağlandığında evlilik; çocukluk yaralarının kanatıldığı bir arenaya değil, bu yaralara merhem olunabilen kutsal bir ilişkiye dönüşebilir. Bu nedenle evlilik çok önemli bir kurumdur, işlerden arta kalan zamanlarda idare edilebilecek bir kurum değildir. Evliliği sürdürmek için bazı “temel iletişim becerileri” vardır, bunlar sonradan öğrenilebilir şeylerdir. İletişim; hak vermeseniz de anlayarak dinlemek, düşünce ve duyguları suçlamadan paylaşabilmek, samimi ve dürüst olarak karşı tarafı adam yerine koymak, fikirlerine ve tercihlerine saygı duymaktır. Böyle bir iletişim becerisini kazanmak zaman alabilir ama her eğitim seviyesinden insan bu becerileri öğrenebilir ve kendini geliştirilebilir.” dedi..

Avusturya Belçika maçını canlı izle

Avusturya Belçika maçını canlı izle Avusturya Belçika maçını canlı seyret Avusturya Belçika maçı canlı izle Avusturya Belçika canlı izle Avusturya Belçika maçını izle

Oğuz Çetin, Avusturya-belçika Karşılaşmasını İzleyecek A Milli Takım Sorumlu Yardımcısı Oğuz Çetin, 2012 Avrupa Şampiyonası elemeleri A Grubu’nda oynanacak Avusturya-Belçika müsabakasını izlemek üzere yarın Viyana’ya gidecek.

Çetin bu karşılaşmada, A Milli Takımımızın 29 Mart’taki Avusturya ve 3 Haziran’daki Belçika maçları öncesi iki rakibi de gözlem altına alacak.

25 Mart Cuma günü (yarın) Ernst-Happel Stadion’da oynanacak karşılaşma, TSİ 21.30’da başlayacak.

Bu arada, grubumuzda yer alan diğer takımlardan Almanya, 26 Mart Cumartesi günü Kazakistan’la Kaiserslautern’deki Fritz-Walter Stadı’nda karşılaşacak. Müsabaka TSİ 21.00’de oynanacak.

Webcam Live Sesli Chat

Webcam Live Sesli Chat Sitemize Hoşgeldiniz,
Chatleşmenin tadını üst doruklarda yaşayacaksınız. Engelsiz, ücretsiz bir o kadar da gelişmiş free webcam live sesli chat odalarına bağlatınızı kurmak için beklemeyin. Tek yapmanız gereken yukarıdan yada aşağıda bulunan herhangi giriş bannerlerinden birini tıklatınız. Şimdiden bolca eğlenmeniz dileğiyle diyor sizleri eğlencenin tek mekanıyla baş başa bırakıyorum.

Doğalgazda Sürpriz İndirim

Doğalgaz’da 2 güzel haber geldi. Biri Şubat’ta zam olmayacağı ikincisi ise Rusya’nın Türkiye’ye 400 milyon dolarlık indirim yaptığı haberi.

Doğalgazda sürpriz indirimRusya’nın Türkiye’ye sattığı doğalgazın fiyatında yüzde 6 indirim yaptığı öğrenildi. Bu indirim ekonomimizi 400 milyon dolarlık yükten kurtaracak.

BUGÜN, önümüzdeki dönemde doğalgaz zammına ihtiyacı ortadan kaldıracak bir bilgiye ulaştı. Hükümet, Rusya’ya nükleer santrali ihalesiz olarak birlikte yapma imkanı tanımaya hazırlanırken, Rus tarafının da 5 yıldır yanaşmadığı fiyat revizyonunu nihayet yaptığı ve 1 Ocak 2010’dan geçerli olmak üzere Türkiye’ye yüzde 6’lık indirim sağladığı öğrenildi.

400 MİLYON DOLAR

Yüzde 6’lık indirimin Türkiye’yi yılık 400 milyon dolarlık bir maliyetten kurtaracağı ve kış aylarında üretici ve vatandaş üzerinde birikebilecek yükü ortadan kaldıracağı kaydedildi. Rusya’nın Türkiye’ye ikinci iyi niyet adımı da “al ya da öde” konusunda oldu. Türkiye, 2009 yılında Mavi Akım kontratında al ya da öde yükümlülüğüne girmişti. Yani taahhüt edilen miktarda gazı alamamış, ancak kontrat gereğince parasını ödemek durumunda kalmıştı. Bu yükümlülüğün ötelenmesi için Rusya’dan bir adım beklendiği ifade edilmişti.

PAÇAL SİSTEME GEÇİLDİ

Rus tarafı, öteleme yapma yerine başka bir metodu tercih ederek Türkiye’nin elini büyük ölçüde rahatlattı. Edinilen bilgiye göre, al ya da öde, Rusya ile yapılan her kontratta ayrı ayrı değerlendiriliyordu. Buna karşın Mavi Akım’daki sorun sebebiyle Rus tarafı Türkiye kontratlarında bir paçal sistem yarattı. Yani Batı hattı ile Mavi Akım gazları bir arada değerlendirildi ve böylece Türkiye Mavi Akım kaynaklı tazminat yükümlülüğünden önemli ölçüde kurtuldu. Bu da ekonomi üzerinde oluşabilecek ciddi bir yükün daha ortadan kalkması şeklinde değerlendirildi.

Şubatta zam yok

Bulgaristan’da temaslarda bulunan Başbakan Tayyip Erdoğan şubat ayında doğalgaza yapılması planlanan zam iddiaları yalanladı. Doğalgazdaki fiya artışına katlanmaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, gazetelerde yer alan doğalgaz zam haberlerinin doğru olmadığını söyledi. Erdoğan, “Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok. Eğer zam yapılacaksa yapacağımız zaman, bunu artık bakanım da açıklamayacak bizzat ben açıklayacağım” dedi.

Google Pixel Watchun tanıtım tarihi sızdırıldı

Arama devi Google ilk akıllı saatini piyasaya sürme hazırlığı yapıyor. Duyumcu Jon Prosser, Google Pixel Watchun ne zaman duyurulacağını açıkladı.

FRONT PAGE TECH isimli YouTube kanalında teknoloji dünyasıyla ilgili içerikler üreten Jon Prosser, Google Pixel Watchun lansman tarihini açıkladı. Ünlü duyumcunın aktardığı bilgiye göre akıllı saat 26 Mayıs 2022 tarihinde tanıtılacak.

Prosser, Googleın tarihi değiştirebilme ihtimalinin olduğunu da söylüyor. Ancak söz konusu tarih aralığı Google I/O geliştirici konferansına denk geldiği için son derece mantıklı. Daha önce akıllı saatin 2022nin başlarında duyurulacağı bildirilmişti.

Google Pixel Watch nasıl olacak?
Google Pixel Watchun çerçevesiz yuvarlak bir ekran taşıması bekleniyor. Akıllı saatin Exynos işlemci ve yeni nesil Google Asistan ile karşımıza çıkacağına yönelik bilgiler var. Ayrıca sağlık ve fiziksel aktivite takibi için sensörler içerecek.

Meme kanserine dair bilinmeyenler

Dünyada ve ülkemizde en sık görülen ilk 10 kanser türü arasında yer alan meme kanseri, meme dokusunu oluşturan hücre gruplarının değişime uğraması ve kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkıyor. Kadınlar üzerinde yapılan araştırmalarda 25-49 yaş arası en fazla rastlanan kanser türü yüzde 34 oranla, 50-60 yaş aralığında ise yüzde 23 oranıyla meme kanseri olduğu görülüyor. Dünyada her yıl 2 milyon, Türkiye’de ise 18 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor.

Kırk yılı aşkın süredir iç giyim, ev giyim, pijama ve spor giyim ürün gruplarıyla kadınların her anında yanında olan Yeni İnci, kadınların sağlığı açısından risk oluşturan meme kanserine yönelik toplumda bilinç oluşturmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla ünlü Onkolog Doç. Dr. Yavuz Dizdar’dan görüş aldı. Meme kanseriyle ilgili önemli bilgiler paylaşan Yavuz Dizdar; meme kanserinde elle muayene, genetik süreçlerin etkisi ve tedavi yöntemleri gibi birçok konuda açıklamalar yaptı.

Meme kanseri nasıl fark edilir?

Memede ele gelen bir kitle oluşumu, meme ucundan akıntı gelmesi, memenin şişmesi ve meme cildinde kızarıklık gibi değişikliklerin görülmesi meme kanserinin belirtileri arasında yer alıyor. Meme kanserinin tespit edilmesinde iki yöntem olduğunu belirten Doç. Dr. Yavuz Dizdar; “İlk yöntem olarak her kadının kendi memesini muayene etmesini öneriyoruz. Özellikle banyo yaparken sıcak suyun etkisiyle meme dokusu yumuşadığı için muayene yapmak daha kolay hale geliyor. Banyodan sonra arkaya doğru uzanıp, elinizi memenizde dolaştırarak, sıra dışı bir şey var mı diye bakmak gerekiyor. Diğer bir yöntem memeye detaylı bir şekilde bakılmasını sağlayan ultrasonografi. Sonrasında ise bu yönteme mamogrofi eklendi. Yalnız mamografinin genç bireylerde geçerliliği zayıf. Sonrasında ise tarama yöntemlerine MR eklendi. Bu yöntemlerin hepsinin görme biçimleri birbirinden farklı. Teknoloji her geçen gün gelişiyor ve sürekli yeni yöntemler ortaya çıkıyor. Ancak hiçbir belirti yokken sürekli bu yöntemlerle taramalar yapılması doğru değil. Eğer belli bir belirti varsa tabii ki gerekli taramalar mutlaka yapılmalıdır. Bunun dışında 50 yaşından sonra yılda bir kez mamografi çektirilmesini öneriyoruz. Burada ise önemli olan nokta çekilen mamografilerin mutlaka saklanmasıdır. Çünkü eğer meme dokusunda bir değişiklik gözlemleniyorsa daha önce çekilen mamografi sonucuna bakarak karşılaştırmak yapmak hastalığın tespiti açısından büyük fayda sağlıyor. Onun dışında eğer içiniz rahat etmiyorsa ara ara sadece ultrasonla memenize baktırabilirsiniz. Çünkü diğer kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis hastalığın gidişatı açısından önem taşıyor. Memede oluşan tümörün küçükken tespit edilmesi, o tümörün büyümeden kolayca temizlenmesi açısından oldukça önemli. Aksi takdirde tümör büyüdüğü zaman müdahale edilmesi ya da tedavi uygulanması daha zor bir hale gelebiliyor.” dedi.

Genetik unsurların meme kanserine etkisi var mı?

Meme kanseriyle ilgili en çok merak edilen konuların başında meme kanseri genetik midir? sorusunun yer aldığını ifade eden Dizdar; “Bu noktada meme kanserinin ne boyutta genetik olduğu kısmı ise tartışmalı. Çünkü bir şeye genetik diyebilmek için kanser hücresinin bazı özellikler göstermesi gerekiyor. Genetik kanserler tüm kanser türleri içerisinde yüzde 5’lik gibi çok küçük bir kısmı oluşturuyor. Tıp Fakültesinden yeni mezun olduğumda meme kanseri 15-20 kadından birinde görülüyordu. Günümüze baktığımızda ise en az 10 kadından 1’i meme kanserine yakalanıyor. Baktığımızda iki katı bir artış görüyoruz. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre ise yakın zamanda 2 kadından birinin meme kanserine yakalanacağı tahmin ediliyor. Bu artış ise birçok kişinin aklına ilk olarak genetik konusunu getiriyor. Fakat durum tam olarak öyle değil, çünkü yaşadığınız koşullar da sizin genetiğinizin dış dünyayla ilişkisini ve vücudunuzun nasıl çalışacağını belirliyor. 30 – 40 yıl içerisinde değişimin ne kadar büyük olduğunu görünce de genetiktir yaklaşımının kanserlerin bu kadar üzerine örtülmesi doğru değildir. Çünkü bu durum kanser üzerindeki algının dağılmasına neden olabilir. İnsanların aklında nasıl olsa genetik bir durum, yapacak bir şey yok gibi bir düşünce oluşabilir. Şunu belirtmem gerekiyor ki meme kanserinde de genetik faktörlerin etkisi küçük bir kısmı kapsıyor.” şeklinde konuştu.

Meme kanserinde tedavi yöntemleri…

Meme kanserinde kemoterapinin dışında kullanılan çok fazla tedavi olduğunu vurgulayan Dizdar; “Bu biraz meme kanserinin biyolojik özellikleriyle ilişkili bir durum. Kanserde bazı parametreleri inceleniyor ve tedavinin ona uygun olduğu görülürse ve bilimsel olarak bir karşılık varsa o tedavi de uygulanabiliyor. Örneğin bazı genetik özellikteki kanserlerde biyolojik ilaçlar kullanılabiliyor. Tabii ki bu tedaviler ekonomik bir yük teşkil ediyor fakat başarı oranları yüksek. Bu tedaviler her meme kanserine uygulanmayabilir, bu noktada kanser hücresinin biyolojik özelliklerini iyi ayırt etmek gerekiyor. Kemoterapinin kullanımı ise biraz tartışmalı. Tartışmanın gerekçesi kemoterapinin kötü olmasından kaynaklanmıyor. Kemoterapi bize öğretilirken, DNA üzerinde etkili olduğu aktarıldı. Kemoterapinin sadece DNA üzerinden etkili olduğu düşüncesine göre hareket edilirse herkese uygulayacağız noktasına geliyoruz. Kemoterapi hastaların bir grubunda gerekli ve etkili bir tedavi, çünkü vücuda bir zımpara çekiyor. Fakat maalesef bazı kişilerde katlanılması çok zor olan yan etkiler yaratabilir. Bu nedenle gerekli olmadığı durumlarda kemoterapi kullanımından kaçınılmalıdır. Böyle durumlarda ise diğer tedavilerle ya da uygunsa hormon tedavisiyle devam ediliyor. Çünkü meme kanserinin önemli bir bölümü östrojene karşı duyarlı ve kadınlık hormonu ile artış eğilimi göstermekte. Bu noktada kadınlık hormonun etkisini bastıracak ilaçlar kullanılarak tedavi sürdürülebilir.” dedi.

Meme kanseri riski taşıdığımızı nasıl anlarız?

Bireylerin meme kanseri riski taşıyıp taşımadığı BRCA diye adlandırılan gen testinin yaptırılmasıyla anlaşılıyor. Meme kanserine duyarlılık geni olarak bilenen BRCA gen testi pozitif olan bireylerin ise meme kanseri riskini ortadan kaldırmak için memenin aldırılmasına yönelik cerrahi işlem öneriliyor. Bu noktada memenin derisi korunarak, her iki memenin de içindeki doku kısmı boşaltılıyor. Sonrasında ise meme derisinin altına yerleştirilen silikon ve protezler sayesinde görsel olarak çok iyi sonuçlar alınıyor. Tabii ki bu kişinin psikolojisi ve kendini daha iyi hissetmesi açısından oldukça büyük önem taşıyor.

Kaliteli ve yeterli beslenmeye özen göstermeliyiz…

Ultrason ve mamografi başta olmak üzere meme kanserinin tespit edilmesi için kullanılan tüm yöntemler maalesef hastalık oluştuktan sonra bir sonuç veriyor. Asıl bu noktada dikkat edilmesi gereken nokta hastalığın oluşmasını engellemeye çalışmak. Bunun için de yediğimize içtiğimize dikkat etmemiz, kaliteli ve yeterli beslenmemiz büyük önem taşıyor. Yediklerimiz dış görünüşü olarak eskisi gibi görünse de raf ömrüne ve bozulma şekline baktığımızda tamamen değiştikleri görülebiliyor. Bu noktada mümkün oldukça kaliteli ve doğal besinler tüketilmelidir. Aynı zamanda meme kanserinin tedavi evresinde de beslenme faktörü oldukça önemli. Çünkü tedaviler vücudunuzdan bazı kaynakların eksilmesine neden oluyor. Kişinin gıdalarla bu eksikliği tamamlaması gerekiyor. Doğrudan şu besinler meme kanserine iyi geliyor ya da engelliyor gibi net bir bilgi yok. Ancak yediğimiz yiyeceklerde var olan zehri içinde tutabilen ve vücutta detoks işlemi yapan yoğurt önemli bir besin. Tabii ki yoğurdu evde kendimiz mayalayarak yapmalıyız. Bunun yanı sıra zeytinyağı üretiminin bol olduğu bir ülke olarak maalesef zeytinyağı tüketimi oldukça düşük. Margarin gibi işlem görmüş yağların yerine doğal zeytinyağı tercih edilmelidir. Bununla birlikte her zaman fit kalmak ve bunun için sürekli egzersiz yapmak gerekiyor. Bu vücudunuzdaki dokuların toparlanmasını ve kendinizi daha hissetmeniz için de önemli.

Meme kanserine dair bilinmeyenler
“Protez sütyen ürünümüzle kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı oluyoruz”

Yeni İnci Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Atakan, “Yeni İnci olarak yıllar önce meme kanseri olan bir kadının talebi üzerine protez sütyen üretmeye başladık. Meme kanserine yakalanmış ve bu nedenle göğsünü kaybeden kadınların operasyondan önceki fiziki görüntülerine sahip olmaları için ürettiğimiz protez sütyenlerimiz, kişiye özel olarak büyük bir titizlikle üretiliyor. Ticari kaygı olmadan yaptığımız bu üretimi aslında sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Protez sütyen ürünümüzle bu hastalığa yakalanan kullanıcılarımıza en iyi ürünü sunmayı ve böylelikle kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamayı hedefledik. Protez sütyenler ülkemize Çin’den ithal ediliyor ve medikal malzeme olarak oldukça yüksek bir fiyatta satışa sunuluyor. Ayrıca sadece 4,5 beden seçeneğiyle üretildiği için birçok kullanıcı kendisi için uygun olan ürüne ulaşamıyor. Biz uygun fiyatla ve 24 farklı beden numarasıyla satışa sunduğumuz protez sütyenlerimizle bu hastalığa yakalanan tüm kadınlarımıza ulaşmayı ve onlara bu konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Keşke hiçbir kadın bu hastalığa yakalanmasa ve protez sutyeni bir adet bile satmasak. Ama maalesef durum bu şekilde ilerlemiyor.” dedi.

Kadın 19. yeni bölüm fragmanı yayınlandı

Kadın dizisi 18. son bölümü ile ekrana geldi. Dün akşam yayınlanan dizinin son bölümünde Şirinin bir yalanı daha ortaya çıktı. Artık ortalık daha da karışıyor. İşte Kadın dizisi 19. bölüm fragmanı.

FOX TVnin heyecanla takip edilen dizisi Kadın dün akşam yine herkese duygu dolu anlar yaşattı. İşte Kadın 19. bölüm fragmanı…

KADIN DİZİSİ SON BÖLÜMDE NELER OLDU?

Şirinin son hamlesini kaldıramayan Bahar, çocukları da alıp eski evine döner. Amacına ulaşan Şirin ise bunun sonucunda hiç istemediği bir şeyle karşı karşıya kalır. Enver de Bahar ile beraber eski eve döner.

Arif, Baharın iyiliği için dönmemesini istese de bu duruma içten içe sevinir. Alp ise inandığı büyük yalanlara bir adım daha yaklaşmıştır. Enverin Bahar ile gitmesini kabullenemeyen Şirin, Enverin eve dönmesi için elinden geleni yapar. Hatice bir tesadüf sonucu Şirin ile ilgili bir gerçekle daha yüzleşir. Haticenin öğrendiği şeyden sonra Şirine tepkisi bu kez daha ağır olacaktır. Şirin tüm bu olanlardan sonra gerçekten iyileşecek mi? Yoksa yalanlarına devam mı edecek?

KADIN 19. BÖLÜM FRAGMANI

1.5 milyon kişi tatil yapacak, 4 milyar lira bayram ekonomisi oluşucak

Cumhurbaşkanı Erdoğanın tatil tavsiyesi doping etkisi yarattı. Turizmciler, 1.5 milyon kişi tatil yapacak, oteller dolacak. 4 milyar lira bayram ekonomisi oluşucak dedi

Turizmciler, Kurban Bayramı tatili için önümüzdeki salı günü gerçekleşecek olan Bakanlar Kurulu kararını beklerken, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın yaptığı tatil tavsiyesi sektörde doping etkisi yarattı. Cumhurbaşkanı Erdoğanın, Turizm açısından tatilin uzaması isabetli olur açıklamasını sevinçle karşılayan turizmciler, 10 günlük tatilin sadece Ege-Akdenizde değil, Karadeniz, Kapadokya ve Güneydoğu Anadoludaki otelleri de dolduracağına dikkat çekti.
10 günlük tatilde 1.5 milyon kişinin otellerde konaklayacağını belirten turizmciler, bu alanda 1.5 milyar TLlik hacim oluşacağını vurguladı. Ulaştırma sektöründe de 2.5 milyar TLlik hacim oluşacağı belirtilirken, bayram ekonomisinin 4 milyar liranın üzerine çıkması bekleniyor.

1.5 MİLYON KİŞİYİ BULUR

Cumhurbaşkanının tavsiye kararının sektörde büyük bir heyecanla karşılandığını anlatan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, 10 günlük tatilin sektör için ciddi bir fırsat oluşturacağını ifade etti. Bu sürede insanların hem dini vecibelerini yapabileceğini hem de tatil fırsatı yakalayacağını aktaran Ayık, Kıyılardaki otellerin büyük bir bölümü bayram dönemi için yüzde 100 dolulukları yakaladı. 10 günlük tatil Karadeniz, Kapadokya, Pamukkaleye de yarayacak. Buradaki oteller de yüzde 100lere yaklaşır. Toplamda 1.5 milyon kişi otellerde konaklar dedi. Bayram tatilinin günübirlik gezilere de ciddi katkı sağlayacağını anlatan Ayık, Kayseriye, Gaziantepe ailelerinin yanına gidenler bu süreçte bölgeyi gezecek. Bu tatil ülke hattına ciddi hareketlilik katacak diye konuştu.

KARADENİZ DOLACAK

Karadeniz Turistik İşletmeciler Derneği (KATİD) Başkanı Murat Toktaş da bu tatil pastasından en büyük payı Karadenizin alacağını vurguladı. Toktaş, Deniz tatilini yapanlar ikinci bir tatile alternatif arayacak. Uzun tatil dönemlerinde insanlar Karadenize yöneliyorlar. Bölgemizde ağustos sonu eylül başında otel doluluğu yüzde 60a geriliyordu. Şimdi yüzde 90ları geçer şeklinde konuştu.

ZİNDE DÖNECEKLER SANAYİ AÇIĞI KAPANIR

TÜRSAB Genel Sekreteri Çetin Gürcün de sektörün 10 günlüktatili uzun zamandır dile getirdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı sesimize kulak verdi dedi. Sanayicilerin tatile mesafeli olduğunu hatırlatan Gürcün, Onlar da haklı ancak bize göre tatilini yapan, dinlenen ve işine zinde dönen yurttaşlar bu açığı rahatlıkla kapatacaktır diye konuştu.

17 MİLYON VATANDAŞ YOLLARA DÜŞECEK

Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım da 10 günlük tatilin ulaştırma sektöründe de büyük hareketlilik yaratacağını belirterek, Bu dönemde 10 milyon kişi otobüslerle, 6.5 milyon kişi uçakla, yaklaşık 500 bin kişi de trenle yolculuk yapacak. Kişi başı ortalama 150 TLden sektörde 2.5 milyar TLlik hacim oluşacak dedi.

SABAH

Gecenin Kraliçesi 13. son bölümde neler yaşandı?

Gecenin Kraliçesi 13. son bölümde neler yaşandı? Gecenin Kraliçesi 13. son bölüm ile ekrana geldi. Gecenin Kraliçesi son bölümde Selin ve Kartal beraber kaçtı. Nefes kesen Gecenin Kraliçesi 13. son bölüm ve tüm detayları haberimizde

Yapımını O3 Türkiyenin yaptığı başrollerinde Meryem Uzerli, Murat Yıldırım, Uğur Polat, Funda Eryiğit, Seda Akman, Selim Bayraktar, Burak Deniz, Deniz Cellioğlunun yer aldığı Gecenin Kraliçesi son bölüm ve detayları haberimizde.

Kartal ve Selin en sonunda bir araya gelirler. Ancak mutlulukları Kartal’ın özgürlüğüne bağlıdır. Bunun içinse gerçek suçlunun adalete teslim edilmesi gerekmektedir. Oktay tarafını seçmek zorunda kalacaktır.

Öte yandan suçu üstüne alan Esra emniyette ifade verir. Polisleri ikna etmekte zorlanan Esra’nın Kartal’dan vazgeçmeye hiç niyeti yoktur. Kartal ve Selin’in peşinde olan Aziz ve Osman amacına ulaşamamıştır. Ama Osman hemen harekete geçer. Polisin Kartal’ları bulması an meselesidir. Ne var ki Kartal’ın eli giderek güçlenmektedir.

Babasının bütün entrikalarını öğrenen Sadık’ın tek isteği adaletin yerini bulmasıdır. Aziz’lere gidip herkesle konuşmanın zamanı gelmiştir.

Bu arada Selin herkesin bildiği ama kendisinin bilemediği bir gerçeği öğrenmiştir. Bu kabusa son vermenin vakti çoktan gelmiştir.
Gecenin Kraliçesi Oyuncuları

Meryem Uzerli (Selin): 1983 tarihinde Almanyada dünyaya gelen güzel oyuncu 32 yaşındadır. Annesi Alman babası ise Türktür. Muhteşem yüzyıl dizisinde Hürrem Sultanı oynayarak tüm Türkiyenin beğenisini kazanmıştır.

Murat Yıldırım (Kartal): 1979 Konya doğumlu yakışıklı sinema ve dizi oyuncusu 36 yaşındadır. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine mühendisliği mezunudur. Suskunlar dizisinde oynadığı Ecevit rolü ile tanınır. Sayısız dizi ve sinemada rol almıştır