Vuslat 4.Bölüm Tanıtımı izle

Vuslat 4.Bölüm Fragmanı 28 ocak 2019 pazartesi Vuslat dizisinin 4.Bölüm yeni Fragmanı izle Vuslat Son Bölüm Fragmanı trt1

Vuslat 3.Bölüm özeti;

Aziz, babası ve annesinin devleştirdiği holdingin başında tek yönetici olarak bulunmakta ve kendi dünyasında Tanrıcılık oyunu oynamaktadır. Ferideye âşık olduğu andan itibaren kendini ve hayatı sorgulamaya başlar. Ancak Aziz konumundaki biri için vazgeçmesi gereken çok fazla şey vardır.

Feride; babası, üvey annesi ve kardeşleri ile birlikte sakin bir hayat yaşamaktadır. Faik Süheyla ile birlikte açtığı terzi dükkanını çalıştırmakta ancak Hasibenin bitmez tükenmez istekleri ve çocukların masraflarına yetişememektedir. Feride babasına yardım etmek para için bir butikte çalışmaya başlar. Böylece baba kız evi geçindirmek için didinmektedir.

Feride bir gece Azizin işlediği ve bariz bir şekilde örtbas ettiği bir cinayetlere şahit olur. Polise şikâyet etmekte kararlıdır. Ancak Feride polise gideceği anda, kardeşi Fıratın da işin içinde olduğunu öğrenir. Aziz, tek başına savaşan bu kızı bir böcek gibi ezmeye yetecek kadar güçlüdür. Feride ise ne yapacağını bilmez bir halde.

Bu karışık süreçte Aziz, Ferideye âşık olacak; Feride de Azize ilgi duymasına rağmen gururu Azize yaklaşmasına engel olacaktır. İki aşığın önce kendilerini aşmak gibi bir engeli vardır. Aşklarını kabullendikten sonra da bu aşkın imkansızlığı ile yüzyüze kalacaklardır.

Vuslat 4.Bölüm Fragmanı

KPSS sonuçlarının açıklanacağı tarih belli oldu! (KPSS 2018)

KPSS maratonunun sona ermesinin ardından gözler ÖSYMye çevrildi. KPSS sonuçlarının hangi tarihte açıklanacağını merak eden adaylar araştırmaya devam ediyor. ÖSYM iş takvimine göre KPSS sonuçlarının açıklanacağı tarih belli oldu.

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sınavlarında ter döken yüz binlerce aday sınavların sona ermesinin ardından sonuçların açıklanacağı tarihi merak etmeye başladı. ÖSYM tarafından yapılan açıklamada KPSS sonuçlarının açıklanacağı o tarih belli oldu. İşte KPSS sonuçlarının açıklanacağı o tarih.

KPSS LİSANS SINAV SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?

KPSS lisans maratonu, 22 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen Genel Kültür Genel Yetenek ve Eğitim bilimleri sınavları ile başladı. Bir hafta sonra 28-29 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen KPSS alan bilgisi sınavları ile devam etti. 5 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen KPSS ÖABT sınavı ile sona eren KPSS maratonun ardından sınav soru ve cevapları adayların erişimine sunuldu. KPSS lisans sınav sonuçlarının 31 Ağustos tarihinde ÖSYMnin resmi sitesi üzerinden adayların erişimine sunulması bekleniyor.

Halit Ergenç ten Vatanım Sensin 2. sezon açıklaması

Halit Ergenç ten Vatanım Sensin 2. sezon açıklaması Vatanım Sensinin yeni sezonu için gün sayan Halit Ergençten diziyle ilgili açıklama.

Eşi Bergüzar Korel’le birlikte Vatanım Sensin dizisinde başarılı bir performansa imza atan Halit Ergenç, geride bıraktığımız gün oğlu Ali’yi bir alışveriş merkezi içinde bulunan çocuk eğlence şehrine götürdü.

Oğlu içeride oynarken kendisi de dışarıda bekleyen Halit Ergenç kendisini görüntüleyen muhabirlere yeni sezonla ilgili açıklamalarda bulundu.

Rahat kıyafetleri ile dikkat çeken ünlü oyuncu, Baba & oğul birlikte vakit geçirmeyi seviyoruz. Vatanım Sensin’in yeni sezonu için heyecanlıyız. Arta kalan zamanlarda da oğlumla geziyoruz, eğleniyoruz. Keyifliyiz dedi.

Survivor 2017 Yarışma Programında elemeye kimler kaldı?

Survivor’da sms oylamasına kalan 5 yarışmacı belli oldu Survivor 2017’de dokunulmazlık oyununu kaybeden gönüllüler takımında sms oylamasına kalan 5 yarışmacı belli oldu.

Survivor’da bu hafta iki dokunulmazlık oyununu da gönüllüler takımı kaybetti. Cumartesi akşamı ilk dokunulmazlık oyunu sonrasında gönüllüler takımında yapılan ada konseyinde 3 kişinin ismi çıkmıştı. Konseydeki oylamada Erdi ve Yiğit’in ismi eşit şekilde yazılmış ikisi de eleme adayı olmuştu. Bireysel dokunulmazlık oyununu kazanan Tuğçe ise Sadin’in ismini söyledi.

Pazar akşamı yayınlanan bölümde dokunulmazlık oyununu yine gönüllüler takımı kaybetti.

Haftanın ikinci dokunulmazlık oyununu kaybeden Gönüllüler takımı kendi aralarında yaptıkları oylamanın ardından haftanın dördüncü eleme adayını belirledi. En çok ismi yazılan Gökhan haftanın dördüncü eleme adayı oldu. Bireysel dokunulmazlık oyununu kazanan Eser ise, beşinci eleme adayı olarak konseyde Elif’in ismini söyledi. Böylece gönüllüler takımından elemeye kalan isimler Eser, Elif, Erdi, Yiğit ve Sadin oldu. Survivor’da bu hafta kimin eleneceği ise Salı akşamı yayınlanan bölümde belli olacak.

Genç kızların cinselliği tehlikede

Bu sorun genç kızların başını fena ağrıtıyor.

Obezite başta ABD olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Obezite, alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda vücut yağ oranının artmasıyla ortaya çıkıyor. Bilimsel araştırmalara göre ABD’de çocuk ve adolesanlarda obezite oranı yüzde 25-30, Türkiye’de ise yüzde 15-25 oranında. Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serap Semiz, anne veya babadan birinin obez olması halinde çocukta yüzde 40, her iki evebeynin de obez olması halinde ise yüzde 80 oranında obezite görüldüğünü ifade ediyor. Prof. Semiz, bilimsel çalışmalara göre obezitenin kız çocuklarında erken ergenliğe neden olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Serap Semiz, obezite hakkında sık soruları soruları şöyle yanıtlıyor:

Çocuklarda ve gençlerde obezitenin nedenleri neler?

Obezite vücut yağ oranının artması demek. En kolay ve doğru belirleme yöntemi ise kilonun boyun metre cinsinden karesine bölünmesiyle elde edilen vücut kitle indeksi (VKİ) değerleri. VKİ yaşa ve cinsiyete göre elde edilmiş olan, toplumun kendi referans değerleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Çoğunlukla alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda enerji fazlalığı sonucu oluşan obeziteler karşımıza çıkıyor. Biz bunlara basit obezite diyoruz. Obezite çok küçük bir grupta tiroid bezi tembelliği, insülin direnci, böbrek üstü bezi hormonu olan kortizol fazlalığı gibi hormonal nedenlere ve nadiren iştah merkeziyle ilgili genetik bozukluklara bağlı olabiliyor.

Obezite son yıllarda neden artış gösterdi?

Çocukluk çağı obezitesi son yıllarda çok hızlı arttı. Önce gelişmiş ülkelerde ortaya çıktı. Daha sonra gelişmekte olan ülkelerin de sorunu haline geldi. Genetik nedenler yanında, yaşam tarzı değişiklikleri, çevresel faktörler bu artıştan sorumlu olarak görülüyor. Teknolojinin gelişmesiyle uzaktan kumandalı cihazların kullanımındaki artış, asansör kullanımı, şehir hayatı, servis kullanımı, yarışmaya dayalı sınav sistemi, dersane-okul temposunun yoğunluğu gibi bir çok neden var. Yeme düzeninde değişiklikler, hızlı tüketilen yüksek kalorili yiyeceklere ilginin fazla olması, ayaküstü atıştırmanın artması, çalışan annelerin hazır yiyeceklerle çocuklarını beslemesi gibi nedenlerle obezite arttı.

Obezitede genetiğin rolü var mı?

Genetik faktörleri de göz ardı etmemek gerekiyor, anne ve babası obez olan ailelerin çocuklarının da obez olması, obezitenin gelişmesinde genetiğin rolü olduğunu da gösteriyor. Eğer anne ve baba obezse çocuk yüzde 40 olasılıkla obez, her iki ebeveynin de obez olması halinde yüzde 80 olasılıkla obez oluyor. Evlat edinilen çocukların kilolarının biyolojik anne ve babalarına benzediği raporlanmış. Doğum öncesine ait durumlar, örneğin iri ya da düşük doğum tartılı olmak, diyabetik anne bebeği olmak gibi nedenler de obezite de etkili rol oynuyor.

Obezitenin neden olduğu sorunlar neler?

Obezite başlı başına çocuğun psiko-sosyal durumunu etkileyen bir sorun. Görünümü açısından ve performans gerektiren toplu faaliyetlere uyum sorunu açısından çocukta sosyal izolasyona sebep olabiliyor. Bu yüzden arkadaşları tarafından dışlanabiliyor. Obezitenin devam etmesi durumunda daha sonra ortaya çıkabilecek bazı sağlık sorunları var, bunların başında tip 2 diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi (kan yağlarında yükseklik), uyku apneleri, ortopedik problemler, insülin direnci geliyor. Kızlarda vücut yağlanmasının artışı leptin hormonunun artışına, bunun da ergenliği tetiklemesine neden oluyor. Aksine erkeklerde ergenlik gecikebiliyor. Kızlarda erken ergenlik olunca 8 yaşından önce meme gelişimi başlıyor, 10 yaşından önce adet görülüyor.

Tedavisi nasıl yapılmalı?

Çocukluk çağı obezitesinde belli özel durumlar dışında ilaç tedavisi kullanılmıyor. Sadece yaşam tarzı değişikliği öneriyoruz. Grup sporlarını önermiyoruz. Kondisyonu düşük olan obez çocuğun yüksek volümlü egzersiz yapması zaten zor. Dolayısıyla önce genel yaşam içindeki hareketliliği artırmak, asansör kullanımını engellemek, toplu taşımayı daha az kullanmak, televizyon bilgisayar başında daha az oturmak ve hatta iki saatten aza indirmek gibi genel yaşam içindeki hareketi artırmak gerekiyor. Hoşlandığı bir spora da çocuğu yönlendirmek gerekiyor. Bunlar, ip atlama, yürüyüş, yüzme, aerobik, dans, bisiklete binmek gibi basit egzersiz türleri olabilir.

Obez çocuklara diyet yaptırılmalı mı?

Çocukların yanında çok fazla diyet sözünü kullanmamak lazım. Sağlıklı beslenme biçimi diye konuşmalıyız, önerilerimizi de bunun için yapmalıyız. Şok diyetleri çocuklarda asla kullanmamak gerekiyor. Yüksek kalori ve yağ içeren besinleri kısıtlayarak, sebze, meyve, baklagilin yeteri kadar bulunduğu protein, yağ ve karbonhidratın dengeli olduğu bir beslenme biçimini benimsetmek gerekiyor. Beslenme biçimi çocuğun büyümesini engellemeyecek biçimde günlük yeterli kalorinin alınabildiği, ara ve ana öğünlerden oluşmalı. Ailenin marketlerden alınan meyve suyu, kola, çikolata, gofret, cips gibi kolay tüketilen yiyecekleri evde bulundurmaması, okul yemekleri ve kantinlerde satılan ürünlerin de bu bilinçle tüketilmesi gerekli. Aile psikolojik olarak çocuğunu desteklemeli yeme biçimi ve genel hareketlilik ve spor konusunda benzer davranış biçimi ile çocuğuna örnek olmalı.

Vakıfbank Yeni Yılda Bin Kişiyi İşe Alacak

Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, 2011 yılında şube sayılarını artırmaya devam edeceklerini ve şartlar uygun olursa 600 ile bin arasında yeni personel almayı planladıklarını bildirdi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Kalkan, bankacılık sektörünü değerlendirdi ve Vakıfbank’ın faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Kalkan, dünya ekonomisinde 2007 yılının üçüncü çeyreğinin sonlarında başlayan ABD ve Avrupa’da birçok bankanın batmasıyla ya da zor durumdaki bankaların başka bankalar tarafından satın alınması veya kamulaştırılmasıyla sonuçlanan küresel krizi, Türk bankacılık sektörünün çok daha başarılı bir şekilde ve çok daha az zararla atlatmayı başardığını söyledi.

2010 yılının gerek Türkiye ekonomisi gerekse de Türk bankacılık sektörü açısından krizin olumsuz etkilerinin hafiflediği bir yıl olduğunu vurgulayan Kalkan, son yaşanan global krizin bankacılık sektöründeki en olumsuz etkisini kriz öncesinde yüzde 3,6 seviyelerine dek gerileyen tahsili gecikmiş alacaklarda hissettirdiği görülürken, 2009 yılı sonunda yüzde 5,3 seviyelerine dek yükselen tahsili gecikmiş alacakların toplam toplam krediler içindeki payının bu yıl yeniden gerileyerek yüzde 4,3 seviyelerine kadar düştüğünü bildirdi.

2010 yılının hem menkul değer cüzdanının toplam aktif içindeki payının yeniden azalmaya başladığı hem de kredilerin payının artmaya başladığı bir yıl olduğunu anlatan Kalkan, ”Bu gelişmeler paralelinde kriz ile beraber hızla düşen faizler sayesinde yüksek karlılık sağlayan bankacılık sektörünün karlılığında, 2010 yılında daralan marjlar nedeniyle, özellikle yılında ikinci yarısından itibaren bir miktar düşüş görülmüştür. Önümüzdeki dönemde bankacılık sektörünün daha fazla kredi faaliyetlerine yönelmesi beklenirken, karlılık oranlarında daralan net faiz marjları nedeniyle bankacılık hizmet gelirleri ile ücret ve komisyon gelirleri belirleyici olacaktır” diye konuştu.

-”YÜKSEK KARLILIKLARIN SONUNA GELİNDİ”-

Türk bankacılık sektörünün güçlü yapısını 2011 yılında da sürdürmesini beklediklerini belirten Genel Müdür Kalkan, şöyle konuştu:

”Türk bankacılık sektörünün, ekonominin de toparlanmasına bağlı olarak kredi faaliyetlerine hız vermesi beklenmektedir. Bu nedenle, 2011 yılında toplam aktifteki büyümenin itici gücünün krediler olması beklenirken, krizin ardından faiz indirimlerine bağlı olarak sağlanan yüksek karlılıkların da sonuna gelindiği görülmektedir. Bu nedenle bankacılık sektörünün 2011 yılında karlılığını kredi kaynaklı gelişmelerin yanı sıra ücret ve komisyon gelirlerinden sağlaması beklenmektedir.”

Türkiye’nin yüksek büyüme hızının yabancı bankaların ilgisini çekmeye devam edeceğini, bu nedenle yabancı bankaların yeni satın alma ve birleşmeler için fırsat aramasına yol açacağını düşündüğünü kaydeden Kalkan, ”Ancak bundan sonra Türk bankacılığı için yeni birleşmeler sadece yabancı bankaların Türkiye’ye gelerek banka satın almaları şeklinde olmayacaktır. Önümüzdeki dönemde artık kar marjlarında görülecek daralma, ölçek açısından rekabette zorlanan küçük bankaları, ya birleşme ya da satın alınma yoluna itecektir” diye konuştu.

Kalkan, bunun yanı sıra Türk bankalarının da artık yurtdışı piyasalara açılarak ve kendileri banka satın alarak yeni birleşmeler yoluyla global piyasalarda daha aktif rol oynamasının mümkün olabileceğini söyledi.

-VAKIFBANK BÜYÜMEYE DEVAM ETTİ-

Vakıfbank’ın 2010 yılının 9 aylık dönemi boyunca büyümesini sürdürdüğünü kaydeden Süleyman Kalkan, aktiflerde yüzde 11,3, menkul değerlerde yüzde 2,7, kredilerde yüzde 20 artış kaydedildiğini ve 9 aylık dönemdeki aktif karlılığın yüzde 1,5 olarak gerçekleştiğini söyledi. Kalkan, Banka’nın net dönem karının da yılın 9 ayında 765 milyon lira olarak gerçekleştiğini bildirdi.

2011 yılında Vakıfbank’ın sektör ortalamasının üzerinde bir kredi büyümesi sağlayarak reel ekonomiye katkı sağlamasının öngörüldüğünü ifade eden Kalkan, gerek bireysel gerekse ticari kredilerde kredi türlerini geliştirerek sektörde önde yer alan bankalar arasında kalmaya devam edeceklerini ifade etti.

Kalkan, Banka’nın fon kaynaklarının büyük bir kısmını oluşturan mevduatta da 2011 yılında artışın devam etmesinin beklendiğini, reel sektörün uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynaklarla desteklenmesi amacıyla da Avrupa Yatırım Bankası, Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile çalışmalara devam edeceklerini kaydetti.

-ŞUBE SAYISI ARTACAK, YENİ PERSONEL ALINACAK-

Şube ve personel konusunda da bilgi veren Vakıfbank Genel Müdürü, 2010 yılı içerisinde Banka olarak 84 yeni şube açarak, şube sayısını 550’den 634’e çıkarttıklarını, şartlar uygun olduğu takdirde 2011 yılında da yeni şubeler açmayı planladıklarını dile getirdi.

Yeni şubelerin çoğunun İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde açılacağını belirten Kalkan, şu bilgileri verdi:

”Bir yıl içerisinde personel sayımızı da artırmış bulunmaktayız. 2010 yılı içinde 900’den fazla personel alımı gerçekleştirdik. Şu anda 11 bin 84 çalışanımız mevcut. 2011 yılında da şartlar uygun olursa 600 ile bin arası personel alımı yapmayı planlıyoruz. Yurt dışında da büyüme hedefimiz var. Bu kapsamda Kuzey Irak (Erbil) ve Suriye’yi gündeme aldık. Kuzey Irak’ta şube açma konusunda BDDK’dan gerekli izinleri aldık, halen çalışmalarımız sürüyor. 2011’in ilk çeyreğinde faaliyete geçmesini bekliyoruz. Suriye’ye şimdilik temsilcilik şeklinde gitmek istiyoruz.”

AA

Haftaya A101 marketlerde akıllı televizyon telefon ve tablet var

Haftaya A101 marketlerde akıllı televizyon, telefon ve tablet var Önümüzdeki hafta perakende gıda market zincirlerinde yine akıllı televizyondan tablete ve akıllı telefonlara kadar farklı segment ürünleri yer alacak. Ayrıca alt kalite oyuncu ekipmanları da mevcut.
20 Ekim A101 aktüel teknoloji ürünleri
20 Ekim A101 aktüel teknoloji ürünleri arasında Toshiba markasına ait 55 inçlik QLED akıllı televizyon yer alıyor. Android TV işletim sistemli 4K televizyonda 3x HDMI ve 2x USB girişi yer alıyor. Televizyonun fiyatı 9999TL.

Vestel markasına ait 4 çekirdekli MediaTek işlemci, 10.1 inçlik ekran, 4GB RAM, 64GB depolama, 5000mAh batarya, 5MP arka kamera, 2MP ön kamera gibi özellikleri olan V Tab Z1 tablet modeli de 1799TL fiyat etiketine sahip.

6.43 inçlik AMOLED ekran, Snapdragon 680 yonga seti, 4GB RAM, 64GB depolama, 50ÖP+8MP+2MP+2MP arka kamera, 13MP ön kamera, 5000mAh batarya, 33W hızlı şarj şeklinde özellikleri olan Redmi Note 11 akıllı telefon modeli de 5399TL.

Diğer taraftan Canon marka 12000 sayfa siyah ve 7700 sayfa renkli baskı yapabilen çok fonksiyonlu yazıcı 1999TL seviyesinde. Piranha markasına ait RGB oyuncu klavyesi 119TL, 7D oyuncu faresi 69.95TL, oyuncu kulaklık 129TL, 30×70 fare matı 49.95TL ve oyun kolu da 29.95TL fiyat etiketine sahip.

Çocuklar Duymasın 66. Bölüm Tanıtımı izle

Çocuklar Duymasın 66. Bölüm Fragmanı 30 ocak 2019 çarşamba Çocuklar Duymasın dizisi 66. Bölüm tanıtımı Çocuklar Duymasın Son Bölüm Fragmanı izle kanald

Çocuklar Duymasın 65. Bölüm özeti

Taş Fırın Haluk ve Meltem internette kanal açarlar. Karı koca birlikte eğlenceli videolar çekip, kanallarına yüklerler. Meltemin video çekmek için bulduğu oyunlar kendisi ve izleyenler için çok eğlenceli olsa da bu durum bir müddet sonra Taş Fırın Haluku kızdırmaya başlar.

Öte yandan sömestr tatili başladığı için Gönül ve Tunanın İzmire taşınma vakti de gelmiştir. Haluk ve Meltem için en yakın arkadaşlarından ayrılmak çok zordur. Başta Merve ve Orçun olmak üzere herkes çok üzgündür. Gönül, Tuna ve Orçun gözyaşlarıyla uğurlanırken beklenmedik bir sürpriz yaşanır.

Çocuklar Duymasın 65. Bölüm Fragmanı

Orucu bozan ve bozmayan durumlar nelerdir?

Orucu bozan ve bozmayan durumlar hangileridir? Diş fırçalamak kan aldırmak, diyalize girmek, kulak ve göz damlası kullanmak orucu bozar mı? Ramazan ayında en çok merak edilen konulardan biri. Bizde sizler için haberimizde orucu bozan ve bozmayan durumları derledik. İşte konuyla ilgili detaylı bilgiler.

Ramazan ayı İslam aleminde mübarek bir dönem olarak kabul edilmektedir. On bir ayın sultanı kabul edilen Ramazan ayında insanlar her zaman yaptıkları ibadetlere devam ederken, bunların yanında bu döneme anlam katan ibadet olan Oruç ibadetini gerçekleştirirler. Oruç ibadeti insanları sadece dinsel açıdan değil, insani yönleri açısından da geliştiren bir faaliyet olarak görülmelidir. En basit tabirle halden anlamaya yarayan ve en zengininden en fakirine kadar herkesin aynı duyguları yaşamasına vesile olan Ramazan ayında oruç ibadeti şükür etmeyi bizlere yeniden hatırlatıyor. İbadetlerin yerine getirilmesi hususunda önemli olan bir durum, bu ibadetleri doru şekilde yerine getirmeye çalışmaktır.

Bizler orucu bozan şeylerin tamamını bilmeyebiliriz ancak Ramazan ayına hazırlandığımız günlerde orucu bozan şeylerin neler olduğunu öğrenmeye çalışmamız gerekir. Çünkü yaptığımız ibadetlerin doğru olması, makbul olması demektir.

Sonuç getirmeyecek, yanlış olan şeyler varsa düzeltilmeli ve Allahın kulları olarak kulluk görevini yerine getirirken, orucu bozan şeyler gibi hususlara dikkat etmeliyiz. Vatandaşlar Ramazan ayı boyunca orucu bozan şeylerden tutun da, nelerin orucu bozmadığına kadar çok sayıda konuda araştırma yapıyorlar. Kimileri sorularına televizyon ve radyolarda cevap ararken, kimileri ise kitaplarda ve dergilerde bu sorularının yanıtını bulmak ister. Günümüzün en çok kullanılan iletişim araçlarından olan internette orucu bozan şeyler hakkında bilgi almak istediğimizde bize bir takım kaynaklara yönlendirmektedir, ancak bu bilgileri alırken de doğru noktalardan almak önemlidir. Bu yönüyle Diyanet İşleri Başkanlığının konuya nasıl yaklaştığı dikkate alınmalıdır. Ülkemizde din konusunda karar mercii olan bu kurum orucu bozan şeyler hakkında da vatandaşları bilgilendirmektedir.

Ramazan ayında merak edilen konuların başında orucu bozan şeyler veya orucu bozan durumlar gelmektedir. Ülkemizde vatandaşlar orucu bozan şeylere dikkat etse de, genellikle konu sağlık olduğunda bahsi geçen durumun oruca bir engel teşkil edip etmediği konusunda tereddüt yaşanmaktadır. Orucu bozan durumların neler olduğunu öğrenmek, böyle durumlarla karşılaşıldığında nelerin yapılması gerektiği konusunda da bizler için aydınlatıcı olacaktır.

Ramazan orucunu bozup, yalnız kaza gerektiren şeyler:

1- Boğaza kar ve yağmur kaçması,

2- Astım spreyi kullanmak,

3- Zorla bozdurulmak,

4- Buruna sıvı ilaç koymak,

5- Burnuna kolonya çekmek, [Koklamak bozmaz.]

6- Mukimken oruca başlayıp, sefere çıkınca yiyip içmek,

7- Ud ağacının, amberle tütsülenip dumanının çekilmesi,

8- Başkasının içtiği sigara dumanını isteyerek çekmek,

9- Kulağın içine ilaç damlatmak, kulağı ilaçlı suyla yıkamak,

10- Derideki açık yaraya konan sıvı veya katı ilacın sindirim yoluna girmesi,

11- Vücuda ilaç şırınga etmek,

12- İsteyerek, zorlayarak ağız dolusu kusmak,

13- Dişi kanayanın ağzındaki kanı yutması veya tükürükle eşit miktarda karışık kanı yutması,

14- İmsak vaktinin bittiğini bilmeden yiyip içmek,

15- Güneş battı zannederek orucunu bozmak,

16- Dişlerin arasında kalan nohut kadar şeyi yutmak,

17- Buruna çekilen suyun ağızdan çıkması,

18- Abdest alırken boğaza su kaçması, [Hanbelîde bozmaz.]

19- Kâğıt, taş, pamuk, ot, pişmemiş pirinç gibi ilaç ve gıda olmayan şeyi yutmak,

20- Makattan veya kadınların önden fitil kullanması,

21- Oruçlu olduğunu unutup yediğinde, orucu bozuldu sanarak, bilerek yemeye devam etmek,

22- İmsak vaktinden sonra niyet edenin, gün içinde orucunu kasten bozması,

23- Denize girince veya guslederken makattan su girmesi, [Hanbelîde bozmaz.]

24- Dil altına konan ilacı emmek,

25- Makata konan pamuğun veya başka şeyin hepsinin içeri girmesi,

26- Vücuda giren ultrason veya endoskopi cihazında ilaç, merhem olması,

27- Lavman yaptırmak, [Mâlikîde bozmaz.]

28- Özel olarak su buharı teneffüs etmek,

29- Burundan genze giden kanı yutmak,

30- Bayılanı ayıltmak için veya uyuyanın ağzına su akıtmak,

31- Açlığa veya susuzluğa gerçekten dayanamayarak yiyip içmek. [Kefaret gerekip gerekmeyeceğini bilmeyen, ihtiyaten küçük bir kağıt parçasını veya çiğ pirinç tanesini susuz yutarak orucunu bozmalı. Sonra yiyip içebilir.]

32- Basur memesinin, taharetlendikten sonra, ıslak olarak içeriye girmesi,

33- Mastürbasyon yapmak,

34- Yaş parmağı, ön veya arka tarafa sokmak, [Hanbelide bozmaz.]

35- Seferde iken kasten orucunu bozana kefaret gerekmez, sadece kaza gerekir. Çünkü seferde oruç tutmak farz değildir.

36- Kasten orucunu bozan, sonradan oruç tutmamayı mubah kılacak bir hâl başına gelse, mesela kadının hayzı başlasa yahut oruç tutamayacak kadar hastalansa yalnız kaza gerekir. Fakat orucunu bozup sefere çıksa, kefaret gerekir; çünkü sefere çıkmak semavi bir özür değildir.

37- Oruçlunun ağzına giren gözyaşı veya ter, çok olur da, tuzluluğunu ağzının her yerinde duyar ve yutarsa orucu bozulur. Yutmayıp tükürürse bozulmaz.

Orucu bozan şeyler

Dinde reformcular, (Kolaylaştırın, güçleştirmeyin) hadisini, (Abdest alırken ağza bulaşan su orucu bozmadığı gibi, ağza sıkılan ilaçlı sprey de orucu bozmaz. Burun damlası da içeri girse bile bozmaz. İğne veya serumla ilaç vermek, makattan ve vajinadan fitil kullanmak, dilaltı hapını emmek ve kulağa damlatılan ilaç da orucu bozmaz) şeklinde yorumluyorlar. Bu yorumlar yanlış değil mi?

Elbette yanlıştır. Hepsi, dört mezhepte de orucu bozar. Fıkıh kitaplarında gıda veya deva [ilaç] olan bir şeyi yutmak orucu bozar deniyor. Kum, toprak, maden gibi gıda ve deva olmayanlar ise orucu bozar, fakat kefaret gerektirmez. (Redd-ül-muhtar)

Gıda ve deva olanların serumla, iğneyle verilmesi orucu bozar, kefaret değil kaza gerektirir. Mesela açık yaraya konulan sıvı veya katı ilaç emilirse, orucu bozar, fakat kefaret gerekmez. Astım spreyinin içinde ilaç olduğu için bozar. Ağza girip yutulan bir şeyin, az veya çok olmasının önemi yoktur. Bir damla ilaç veya bir damla su, isteyerek yutulursa oruç bozulur, kefaret de gerekir. Abdest alırken istemeden yutulursa kefaret gerekmez, çünkü bunda kasıt yoktur. Abdest alırken ağızda kalan yaşlığı yutmakla, ağza burna verilen ilacın yutulması mukayese edilemez, çünkü abdest almak zarurettir. İlaç almak da zarurettir denirse, zaten oruç tutamayacak kadar hasta olanın oruç tutmamasına ruhsat verilmiştir. İyileşince tutar. Reformcuların dediği gibi, (Hem ilacı alır, hem de oruçlu olurum) demek çok yanlıştır.

Dört mezhepte de ve bütün müctehid imamlara göre, yaraya konulan ilaç, cevfe [içeriye] giderse oruç bozulur. Şâfiî’de, dimağ [beyin], karın, bağırsak, mesane birer cevftir. Mesela, baştaki kemik yarılsa, buradaki yaraya konulan ilaç, cevfe yani beyne gideceğinden oruç bozulmuş olur.

Şafii’de karna bıçak saplansa, bıçağın ucu mideye, yani cevfe girdiği için oruç bozulur. Sağlam deriden bıçak, cevfe girince oruç bozulduğu gibi, iğneyle adaleyi veya damarı yırtarak verilen ilaç, cevfe ulaşınca oruç bozulmuş olur. Hanefi’deyse, bıçak tamamen midenin içine girerse oruç bozulur.

Bugün tıpta, serumun mesaneye, dimağa ve vücudun her yerine gittiği kesin olarak bilinmektedir. O halde serum, dört mezhepte de orucu bozar. Sadece kaza gerekir. Tıp, damardan veya adaleden verilen ilacın, dimağ ve mesaneye gittiğini bildirirken, hiç kimse, (Serum veya enjeksiyonla verilen ilaç, cevfe [yani dimağ ve mesane gibi yerlere] gitmez) diyemez. Derse de ilmî olmaz, indî olur ve hiç kıymeti olmaz. [Buradaki Hanefîyle ilgili bilgiler, Tahtâvi, Mebsut, Bedayi gibi, Şâfiîlerle ilgili bilgiler ise, Mecmû, Muğn-il-muhtaç, Tuhfe, Envâr, Kummesrâ, Bâcuri, Şerh-i İbni Bâcuri gibi muteber eserlerden alınmıştır.]

Lavman yaptırmak, Maliki hariç, diğer mezheplerde bozar. (El-fıkh-u alel-mezahib-i erbaa)

Makattan ve vajinadan fitil kullanmak, hatta pamuğun girip kaybolması, parmağın yaş olarak girmesi, kulağa ilaç damlatmak ve burna sıvı ilaç çekmek de orucu bozar. (Redd-ül-muhtar, Hindiye, Hidaye)

Dilaltı hapı ise ilaçtır, mukoza denilen yumuşak dokudan emildiği için, deri altına iğneyle ilaç zerki gibi olup orucu bozar. Ağız içindeki mukozadan değil de, vücuttaki sağlam deriden emilen ilaçlar bozmaz.

Roman havasıyla nikahı kıyıldı

Ünlü oyuncu Hande Ataizi, dün akşam 3 yıldır beraber olduğu Amerikalı gazeteci Benjamin Harvey ile Şile Ulupelit Köyü’nde yapılan kır düğünüyle hayatını birleştirdi

Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın kıydığı nikâhta Ataizi’nin şahitliğini yakın arkadaşı Muammer Brav, Benjamin Harvey’in ise Amerikalı arkadaşı Kayl Serrette yaptı.

150 kişinin katıldığı nikah töreninde Ataizi, işlemeli gelinliği ve Hakan Yıldırım imzalı duvağıyla göz kamaştırdı.

Çift düğünün yapılacağı bahçeye 10 kişilik Balkan müzik grubuyla Roman havası oynayarak giriş yaptı.

Ataizi evlilik cüzdanını eline aldıktan sonra eşi Benjamin Harvey’le öpüştü.